(5237 S. K. m. 50, 51)
Dava ve Karar: Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCKnın 50 ve 51. maddelerinin her ikisi de kişiselleştirme kurumu olması ve birbirlerine önceliklerinin bulunmaması, birinin diğerine göre daha lehe olduğunun ilke olarak ileri sürülemeyecek olması karşısında; tebliğnamedeki kabule göre, bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık H. S. T. ve A. Ö. müdafinin, usulü eksikliğe, hakimin reddi talebinin reddine, sanık A. Ö. müdafinin usulü eksikliğe, sanık S. Ö. müdafinin usulü eksikliğe, yetki aşımına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1926 doğumlu ölen H. B.'nın göğüs ağrısı şikayeti ile 8 kasım 2005 tarihinde saat 17-18 civarında Özel Memorial Hastanesinden çağrılarak, yönlendirilen ambulansla adı geçen hastaneye transfer edildiği, hastanın acil poliklinikte acil doktoru sanık Dr. Alper Özbaş tarafından karşılanarak, kısa bir sure içerisinde kardiyoloji uzmanı sanık Dr. Halil Suavi Tüfekçioğlu'na devredildiği; göğüs ağrısı ve EKG bulgularına göre akut koroner sendrom tanısı ile yatırıldığı, şikayetleri devam eden hastaya sanık kardiyolog Prof. Dr. Servet Öztürk'ün başkanlığında içlerinde tanıklar kalp damar cerrahisi bölüm başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez ve kalp ve damar cerrahı Doç. Dr. Harun Arbatlı ve kardiyoloji uzmanı tanık Dr. Abdülkadir Deniz Şener'in de yer aldığı 7-8 kişilik kardiyologlarca koroner anjiografı endikasyonları konulduğu ve bu endikasyon hasta yakınları tarafından kabul edilerek koroner anjiografi uygulandığı, işlemi müteakiben koroner yoğun bakım ünitesine tekrar transfer edildiği, hastanın buradaki tedavisinin sanık Prof. Dr. Servet Öztürk'ün verdiği order doğrultusunda, hemşirelerce uygulandığı, gece boyunca hastanın durumunda değişiklik olduğunun gözlendiği ancak nöbetçi kardiyoloji asistanı temyiz dışı sanık F. Y. tarafından siyatalji ve hastanın diyabetik olması nedeni ile Nabetin nietabolik komplikasyonları üzerinde durulduğu; temyiz dışı sanık nöbetçi dahiliye uzmanı Dr. Ali Hakan Akdamar ile telefonla konsulte edildiği, buna karşın 9.11.2005 tarihinde saat 07-08 civarında hastada preşok ve şok tablosu geliştiği, resusitasyon yapıldığı ve bunu müteakiben entübe edilerek, koroner yoğun bakımdan genel yoğun bakıma transfer edildiği, genel yoğun bakıma derin anemi, hipovolemik şok tanısı ile alındığı ve buna yönelik tetkikler sonucunda genel yoğun bakım ünitesi sorumlu uzman hekimi temyiz dışı sanık K. D. tarafından retroperitonel ve intraperitoneal kanama tanısı konularak kalp damar cerrahisince opere edildiği, ayrıca hastanın genel yoğun bakımda nöroloji uzmanı sanık A. Ö. ile gastroenteroloji birimlerince de konsulte edildiği, fakat tüm müdahalelere rağmen hastanın 9.11.2005de solunum ve dolaşım yetersizliğinden hayatını kaybettiği şeklinde gelişen olayda;
Yüksek Sağlık Şurası'nın 10-11 Aralık 2009 tarih ve 12383 karar no.lu raporunda; hastanın, anjiyografi işlemi sırasında oluşan vasküler yaralanma, buna bağlı gelişen hemorajik şok ve komplikasyonlardan dolayı öldüğü belirtilerek, afaki şekilde tüm sanıklara, işlem anından ertesi gün arrest oluncaya kadar hastanın kanadığını gösteren birçok belirti ve bulgu olmasına rağmen izleme ve tedavide yetersiz kaldıkları için kusur izafe edilmesi, sanıkların sorumluluklarına ilişkin eylemlerinin ne olduğunun, hangi nedenlerle kusurlu olduklarının açık ve denetime olanak verecek şekilde belirtilmemesi ve dosyaya sunulan İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsünde görevli bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda; yapılmış olan işlem erken invazif girişimin (koroner anjiyografi ve pekültan girişim) klinik uygulama kılavuzlarına uygun bulunduğunun, Ankara Üniversitesi Kardioloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda; yapılan işlemin tıp bilimine uygun bulunduğunun, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri tarafından düzenlenen 30.04.2009 tarihli bilirkişi heyeti görüşünde, ölüm sebebinin, multiorgan yetmezliğinden ileri gelmiş olduğu, tedavi amaçlı tıbbi işlemler ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığı, tedaviye katılan hekimlerin tanı ve tedavide mesleki standartlarına aykırılık bulunmadığı, özen eksikliğinin bulunmadığı, Yüksek Sağlık Şurası tarafından verilen raporda belirtilen sonuçlara ve gerekçesine medikolegal olarak katılmanın mümkün olmadığının belirtilmesi karşısında, oluşan çelişkinin giderilmesi, ölüm sebebinin tespiti ile sanıkların tıbbi uygulamaları ile ölüm arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, sanıkların taksirle öldürme suçu yönünden olayda kusurlu olup olmadıklarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak bozulmasına, 09.09.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy