Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç:Taksirle Yaralama
Hüküm:TCK'nın 89/1, 62, 51, 51/3-7. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de; sanığın, 07.11.2012 tarihli dilekçeyle hastane masrafının 2.650 TL olduğuna dair faturaları mahkemeye ibraz eden katılanın bildirdiği zararları karşılayacak ekonomik gücü bulunmadığını ifade ettiği ve katılanın zararını gidermediği, bu nedenle "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" düzenlemesinin uygulama imkanının bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamenin bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu katılanın hayati tehlike geçirecek ve vücudunda kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, TCK'nın 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi gözetilerek adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca asgari hadden uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma konusu yapılmamış; gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mağdur hakkında ... Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince düzenlenen 15.08.2012 tarih ve 2065 sayılı adli rapor içeriğinde, mağdurun olay sebebiyle hayati tehlike geçirdiğinin de belirtilmesi karşısında, sanık hakkında tayin olunan temel cezada TCK'nın 89/2. maddesi uyarınca arttırım yapılırken bu hususun göz önünde bulundurulmaması ve arttırım yapılırken uygulama maddesinin gösterilmeyerek CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi ve kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine, denetim süresi içerisinde işlenecek ikinci suçtan dolayı hüküm veren mahkeme tarafından karar verileceği gözetilmeden, infazı kısıtlar şekilde, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde, ertelenen cezanın infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi,
3- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının kararda belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 2. bendinin başına “TCK'nın 89/2 (b,e) maddesi gereğince” ibaresinin ve aynı bentte yer alan “mağdurun” ibaresinden sonra gelmek üzere hükme “yaşamsal tehlike oluşturacak ve” ibaresinin eklenmesine; hükmün 8. bendinin çıkarılarak yerine; “5237 sayılı TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin sanığa bildirilmesine ve TCK'nın 51/8. maddesi gereğince sanık denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılmasına'' ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.