Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, Hakkı olmayan yere tecavüz
Hüküm : 1- 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan; 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca Beraat
2- Hakkı olmayan yere tecavüz suçundan; 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu ve yüklenen hakkı olmayan yere tecavüz suçu açısından sanığın kastının bulunmadığı, 2. derece doğal sit alanına sondaj kuyusu açılmasının, Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 25/02/2010 tarih ve 4054 sayılı kararı ile uygun bulunduğu; sanığın, Maliye Hazinesi'ne ait taşınmaz ile tescil harici alanda kalan taşınmaz üzerinde sahiplenme kastıyla malikmiş gibi hareket etmediği, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, eksik inceleme ve delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu karar verildiğine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5 maddesi uyarınca beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilebilmesi için, sanığın, dosyada vekaletnamesi bulunan müdafii ile temsil edilmiş olması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendi hükümden çıkartılıp, hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/09/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık müdafisi olan avukat ... kovuşturma aşamasında üç duruşmaya katılmış ve yargılama sonunda sanığın beraatine karar verilmiştir. Aynı duruşmalara hazine avukatı katılmış ve Turizm müdürlüğünün davaya katılmasına karar verilmiştir. Mahkemece sanık mahkûm olsaydı katılan lehine vekâlet ücretine hükmedecekti. (Vekaletname olmasa bile) Bu dosyada sanık beraat ettiğinden Av. Asgari Ücret Tarifesi 13/5.maddesi gereğince de sanık lehine vekâlet ücretine hükmetmiştir.
Ceza Yargılama sistemimizde müdafi sanığın vekili değildir. Şüpheli veya sanığa savunmasını yaparken hukuki anlamda yardımcı olan kişidir. Bundan dolayı gerek Ceza Muhakemesi Kanunu, gerek Avukatlık Kanunu savunma talep eden, yardım isteyen durumunda olan sanık, şüpheli ve suçtan zarar görene bir külfet olan vekâlet verme zorunluluğu yüklememiştir. Bilakis her isteyen sanığa neredeyse müdafii atanmasını kabul edecek bir sistemi benimsemiştir (CMK, 150/1). Ancak bazı işlemleri yapabilmesi için avukatın vekâlet alması gerekebilir. Hâkimin veya Cumhuriyet savcısının müdafilik konusunda aradıkları, gerçekten müdafii olduğunu söyleyen kişinin avukat olup olmadığı ve sanık ile arasındaki ilişkinin varlığını tespitten ibarettir. Avukatın mali gelirinin takibi maliye bakanlığının görev alanında bir konudur. Gerekirse bu konuda yasal düzenleme yapılabilir.
Ceza adalet sistemimiz müdafii olmak için avukat olmayı aramasına rağmen (CMK, m.2/f) savunmaya verdiği önem dolayısıyla avukat olmayan bazı kimselerin bile ceza yargılamasında müdafii olmalarını bile kabul etmiştir.
Bunlar, askeri mahkemelerde olmak üzere;
“1-Dava vekilleri (353 sayılı K, m.86/1)
2-Askeri mahkemenin bulunduğu yerde avukatlık veya dava vekilliği etmeye kanunen yetkili kimse yoksa, hukuk fakültesini bitirmiş subaylar (Askeri hâkim ve askeri savcı ile yardımcıları hariç) ve bunlar da yoksa diğer subaylar.“dır. (353 sayılı K, m.86/2) (Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun geçici 13.maddesine göre de dava vekilleri az da olsa halen görevlerine devam etmektedirler.)
Cumhuriyet savcısı ve hâkimden her soruşturma ve dava için yetki ve görevlendirme yazısı aranmadığı gibi aynı şekilde yargı görevi yapanlar arasında sayılan avukatın (TCK, m.6/1-1) ceza muhakemesi sürecinde müdafi olarak toplumsal savunma makamını temsil etmesi dolayısıyla, görevlendirme yazısı ve vekâlet sözleşmesinin aranmaması gerekir. Ayrıca verdiği hukuki yardımın maddi karşılığını alması gerekir. Kanunun aramadığı bir hususu aramak suretiyle haksız bir uygulamaya sebebiyet verilmektedir. Bundan dolayı dosyamıza konu olayda olduğu gibi, sanığın müdafisi olduğundan şüphe bulunmayan durumlarda hak ettiği müdafilik ücretinin sanığa ödenmesi gerektiğini düşündüğümüzden, sayın çoğunluğun vekâletname bulunmadığından ücret ödenmemesi gerektiğinden hareketle ödenen vekâlet ücretinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanması görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy