Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/1-b, 5237 sayılı TCK'nın 62/1,
53/1, 52/1-2-4 maddeleri uyarınca mahkumiyet (iki kez)
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kolluk kuvvetlerince düzenlenen 28/10/2008 tarihli olay yeri tespit tutanağında, sanık tarafından, 40 x 40 metrekarelik bir alanda basamaklar halinde arazi tesviyesi ile dökme beton kullanılarak perde duvar ve çimento kullanılarak taştan örme duvar yaptırıldığının belirtildiği, sözü edilen tespite dayanılarak 10/03/2009 tarihli iddianame ile sanık hakkında dava açıldığı, anılan davanın yargılaması devam ederken ... İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü görevlilerince yapılan kontrolde, sanığın izinsiz inşai faaliyette bulunduğu belirlenerek 10/09/2009 tarihli yapı tatil tutanağının tanzim edildiği, akabinde ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 22/12/2009 tarihli raporda, alanın arazi eğimine uygun olarak üç kademeli bir şekilde teraslandırıldığının, kademelerin ön yüzlerinin taş duvar ile örülü olduğunun, teras üzerinde toplam 22 adet bungalov tipi yapı bulunduğunun, bunların kuzeyinde aynı tip bir adet yapı daha mevcut olduğunun, ... deresi kenarına beton dökülerek düz bir alan oluşturulduğunun ve kenar kısımlarının ahşap korkulukla çevrelendiğinin belirtildiği, kolluk kuvvetlerince yapılan araştırmada, bölgedeki inşai faaliyete 10/03/2009 iddianame tarihinden sonra da devam edildiği belirlenerek 10/03/2010 tarihli tutanağın düzenlendiği, sözü edilen rapor ve tutanaklara dayanılarak 26/03/2010 tarihli iddianame ile sanık hakkında ikinci davanın açıldığı, 30/03/2010 tarihli karar ile her iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verildiği;
Sanığın kovuşturma aşamasında verdiği ifadede, hakkında düzenlenen ilk iddianamenin, taş duvar ve beton yapımına; ikinci iddianamenin ise sonradan, 2009 yılı içerisinde yaptığı bungalov yapılara ilişkin olduğunu, bölgenin sit sınırları içerisinde kaldığını ve izin alınması gerektiğini bildiğini, ancak, inşai faaliyet tarihinde bölgeden kadastro geçmediği için herhangi bir başvuruda bulunmadığını beyan ettiği;
Dosya içerisinde mevcut fotoğraf, bilgi, belge ve beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, ... ...'nun 19/05/1998 tarih ve 3148 sayılı kararı ile tescilli olup usulünce ilan edilen 3. derece doğal sit alanında izinsiz inşai müdahale gerçekleştirdiği, ilk müdahale 28/10/2008 tarihli olay yeri tespit tutanağı ile belirlenip 10/03/2009 tarihli iddianame ile dava açıldıktan sonra da sanığın eylemini sürdürerek alanı, 10/09/2009, 22/12/2009 ve 10/03/2010 tarihli tutanak ve raporlarda açıklandığı üzere turistik bir işletme haline getirdiği, ilk iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşen hukuki kesintiden sonra sanık tarafından izinsiz olarak yapılan yeni inşai faaliyetlerin ayrı bir suç oluşturacağı, bu bakımdan mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, ilgili kuruldan izin almamasının tek sebebinin, tapunun tarafına çok geç verilmesi olduğuna, perde duvar örmesinin, bölgenin fiziki durumundan kaynaklandığına ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık hakkında 10/03/2009 tarihli iddianame ile açılan davaya katılmasına karar verilen şikayetçi kurum adına hazine vekili, 26/03/2010 tarihli iddianame ve 30/03/2010 tarihli birleştirme kararının tebliğine rağmen birleşen dosya yönünden davaya katılma isteminde bulunmadığından, mahkemece verilmiş bir katılma kararı olmaması ve dolayısıyla, suçtan zarar gören kurumun birleşen dosyada “katılan” sıfatı kazanmaması karşısında, anılan dosya kapsamında yapılan yargılama sonunda kurum lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının (A) ve (B) bentlerinde yer alan (4) numaralı alt bentlerinin, “5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer bentlerde belirtilen hak yoksunluklarının ise mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” şeklinde ayrı ayrı düzeltilmesi, (B) bendinde yer alan (11) numaralı alt bendi hükümden çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy