Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme, Suç üstlenme
Hüküm : 1-Sanık ... hakkında: TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 270/1, 62/1, 50/3, 50/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
2-Sanık ... hakkında: TCK'nın 270/1, 62/1, 50/3, 50/6, 63. maddeleri ile CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Suç üstlenme suçundan sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, sanık ...'ın taksirle öldürme ve suç üstlenmeye azmettirme suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkındaki temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı, sanıklar müdafinin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiği, nitekim bu konuda itiraz merciince değerlendirme de yapıldığı anlaşılmakla, CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE;
2-Sanık ... hakkındaki temyiz istemine gelince;
a-Sanık hakkında suç üstlenmeye azmettirme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
TCK'nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırım” ibaresinin 01.03.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 26.02.2008 tarih 5739 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK'nın 50/6. maddesinde hükmün kesinleştikten sonra Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlendiği, somut durumda ise sanık hakkında suç üstlenmeye azmettirme suçundan bir tedbir niteliğini haiz olmayan, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, sanık ... hakkındaki hüküm fıkrasının 50/6. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
b-Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Olay gecesi ölenin idaresindeki otomobille ışıklı 4 yönlü kavşağa çıkış yaparken kendisine kırmızı fasılalı ışık yandığı sırada, kavşakta ana yolda solundan seyreden ve kendisine sarı fasılalı ışık yanan sanık ... idaresindeki minibüs ile kavşak içinde çarpıştıkları olay sonrası, sanık ...'ın olay akabinde ilk olarak aracı kendisinin değil sanık ...'nun kullandığını beyan ettiği, kaza tespit tutanağının da bu beyanlara göre düzenlendiği, sanık ...'in de bu beyanı doğruladığı, ancak daha sonra aracı kendisinin kullandığını ikrar ettiği bu sırada olaydan 2 saat 39 dakika sonra yapılan ölçümde sanık ...'ın 22 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, belirlenen bu promil miktarının kaza anında 59 promile tekabül ettiği, olayın meydana geliş şekli de dikkate alındığında, kazanın alkolden kaynaklandığına dair dosya kapsamında başkaca bir belirlemenin bulunmadığı, tüm bu tespitler karşısında, meydana gelen olayda bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.