Mahkemesi:Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm: Her iki sanık hakkında; 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
16/12/2011 tarihli iddianame ile sanık ... hakkında açılan davaya katılan, 06/02/2012 tarihli iddianame ile her iki sanık hakkında açılıp birleştirilen dava yönünden 05/04/2012 tarihli dilekçe ile katılma isteminde bulunduğu halde bu konuda herhangi bir karar verilmeyen İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına hazine vekilinin, CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkının bulunduğu kabul edilmiş olup, anılan kurumun aynı Kanunun 237/2 maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilmek suretiyle yapılan değerlendirmede;
1- Sanık ...'un beraatine ilişkin hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığı, atılı suç ile ilgili olarak sanık tarafından suç kastı ile hareket edilmediği, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, sanık ...'un beraatine ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Sanık ...'un beraatine ilişkin hükmün incelenmesine gelince;
Katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hatay Müze Müdürlüğü uzmanlarınca 18/10/2011 tarihinde yerinde yapılan incelemelerde, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 20/06/1987 tarih ve 3402 sayılı kararı ile tescilli Antik Selevcia de Pierre Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan Dor Tapınağı çevresinin sürüldüğünün, sürülen toprağın tapınağın üzerine aktarıldığının, tapınağın kuzeyindeki alana zeytin ağaçları dikildiğinin belirlendiği, sanık ...'un aşamalarda verdiği benzer ifadelerde, tapuda kendi adlarına kayıtlı olarak görünen suça konu taşınmaza
kendisinin ağaç diktiğini, ayrıca taşınmazı bahçe motoru ile sürdüğünü, bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı olduğunu bildiğini, ancak, ağaç dikip sürüm yapmanın suç oluşturduğunu bilmediğini beyan ettiği, olay yerindeki keşif sonrası arkeolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, 1. derece arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde kalan suça konu taşınmazın, “Dor Mabedi” olarak bilinen antik anıt yapının kuzeyi ile güneyinde yer aldığının, kuzeyine zeytin fidanları dikilerek, güneyinde mısır tarımı yapılarak site alanına fiziki müdahalede bulunulduğunun, makineli tarım ve ağaçlandırma çalışmaları nedeniyle sitin kültür dolgusunun geri dönüşümsüz olarak zarar gördüğünün, sit alanının kanunda belirtilen özelliklerinin bozulduğunun, dikimi yapılan zeytin fidanlarının kaldırılması halinde dahi meydana gelen tahribatın geri dönüşümünün sağlanamayacağının belirtildiği;
Anayasa Mahkemesi'nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı;
Antik Selevcia de Pierre Kenti'nin 1. derece arkeolojik sit alanı niteliğiyle tesciline ilişkin Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 20/06/1987 tarih ve 3402 sayılı kararının, 13/05/1988 tarih ve 19813 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, ayrıca antik kentin içerisinde bulunduğu Samandağ Belediyesi ve Kapısuyu Köyü muhtarlığınca da mahallinde mutad vasıtalarla ilan edildiği, kaldı ki sanığın, suça konu taşınmazı kapsayan bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı olduğunu bildiğini ifade ettiği anlaşılmakla; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı Arkeolojik Sitler Koruma ve Kullanma Koşulları hakkındaki ilke kararında, “korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları” şeklinde tanımlanan bölgedeki taşınmaz üzerinde, makineli tarım ve ağaçlandırma çalışmaları yapmak suretiyle sit alanında tahribata neden olan sanığın, “tescil edilen sit alanının zarar görmesine kasten sebebiyet vermek” suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, arazinin mülkiyet hakkının gereği olarak kullanıldığı ve zarar verme kastı ile hareket edilmediği gerekçesiyle beraate dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince sanık ...'un beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.