Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
Hüküm : 1-2863 sayılı Kanunun 65/a. maddesine aykırılık suçundan, CMK'nın 223/2-c. maddesi gereğince beraat
2-2863 sayılı Kanunun 67/1. maddesine aykırılık suçundan ise, 2863 sayılı Kanunun 67/1, TCK'nın 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından sanığın mahkumiyetine ve beraatine ilişkin hükümler, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında korunması gerekli kültür varlığına zarar verme suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ... tarafından 2010 yılının Mart ayında satın alındığı beyan edilen, Bolu ili, Merkez, ... köyü, ... mevkii, ... ve 438 sayılı parsellerde, sanık tarafından zemin düzleştirmesi yapılmak istendiği, bu nedenle sanığın Bolu İl Özel İdaresinden kiraladığı dozer marifetiyle 22/23 Mayıs 2010 ve 29/30 Mayıs 2010 tarihlerinde davaya konu arazisinde zemin düzleştirme çalışması yaptırdığı, bu çalışma sırasında toprak altından çıkan blok taşların da arazi dışına kadar sürüklendiği, yapılan ihbar üzerine olay yerinde incelemelerde bulunan Bolu Müze Müdürlüğü görevlilerince düzenlenmiş raporda, zemin düzleştirmesi çalışması esnasında çıkan kesme taş blokların Geç Roma-Bizans dönemine ait olduklarının, korunması gerekli kültür varlığı olduklarının ve çalışma nedeniyle yapı kalıntısının zarar gördüğünün tespit edildiği, her ne kadar sanık hakkında kültür varlığı taşınmaz yapıya zarar verme suçundan dava açılmış ise de; sanığın zemin çalışması yapımına başlamadan önce, arazisinde davaya konu kültür varlıklarının bulunduğunu bildiğine ve buna rağmen zemin düzleştirme çalışmasını yaptırdığına dair delillerin elde edilemediği, tüm dosya kapsamından sanığın kültür varlığı taşınmaz yapıya zarar verme kastı ile davaya konu eylemi gerçekleştirdiğine dair, mahkumiyetine yeterli ölçüde delillerin bulunmadığı ve mahkemece beraatine karar verilmesinde bir aykırılığın olmadığı anlaşılmakla;
Yapılan yargılama sonunda, sanığın suç kastı ile hareket ettiğine dair delillerin bulunmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanık hakkında bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Bolu ili, Merkez, ... köyü, ... mevkii, 437 ve 438 sayılı parsellerin sanık tarafından 2010 yılının Mart ayında satın alındığı, sanığın arazisinde zemin düzleştirmesi yapmak için Bolu İl Özel İdaresinden kiraladığı dozer marifetiyle 22/23 Mayıs 2010 ve 29/30 Mayıs 2010 tarihlerinde arazisinde zemin düzleştirme çalışması yaptırdığı, bu çalışma sırasında toprak altından çıkan blok taşların da arazi dışına kadar sürüklendiği, ... köyü eski muhtarının İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne verdiği ihbar dilekçesi ile sanığın arazisinden kültür varlıkları çıktığı ihbarında bulunulduğu, bu ihbar üzerine olay yerinde incelemelerde bulunan Bolu Müze Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 09.06.2010 tarihli raporda, zemin düzeltilmesi çalışması sırasında ham toprak seviyesine inildiği, bu çalışma esnasında çıkan kesme blok taşların Geç Roma-Bizans döneminden kalma bir yapıya ait taşlar olduğu, yapının zarar gördüğü, taşların da 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli kültür varlıkları olduğunun belirtildiği, bu rapor üzerine de, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 30.06.2010 tarih ve 5186 sayılı kararıyla kalıntının bulunduğu alanın 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildiği ve sanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, sanık hakkında başlatılan soruşturma sonunda 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar sanık ifadesinde, taşların tarihi eser olduğunu bilmediğini beyan etmiş ise de; olayı ihbar eden eski köy muhtarı ...'un yargılama aşamasında verdiği ifadesinde, sanık ...'nin tarlasından çıkan taşların kültür varlığı olduğunu herkesin bildiğini, bu kalıntıların çıkması üzerine ihbarda bulunduğunu beyan ettiği; dosya kapsamında bulunan suça konu taşlara ait fotoğrafların incelenmesiyle de bu taşların oldukça eski ve tarihi kalıntı görünümünde olduklarının anlaşılabildiği; olay yerinde yapılan 13.04.2012 tarihli keşfe iştirak eden arkeolog bilirkişi heyeti raporunda da, bu taşların Geç Roma-Bizans döneminden kalma yapı kalıntısına ait, korunması gerekli kültür varlıkları olduklarının tespit edildiği; tüm dosya kapsamından sanığın, zemin düzeltmesi yaptırdığı sırada, toprak yüzeyine çıkan kültür varlıkları taşları iş makinesi ile arazisi dışına attırdığı, bu taşların ortaya çıkmasının üzerinden 3 günlük yasal süre geçmesine rağmen sanık tarafından ilgili yerlere bildirimde bulunulmadığı ve sanığın üzerine atılı eylemin sabit olduğu anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.