Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle yaralama
Hüküm :TCK'nın 89/4, 50/1-a, 52/4, 50/6, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet, sürücü belgesinin geri alınması
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan turizm şirketinin şehir içi servisini yapan sanığın saat 00:10 sıralarında idaresindeki minibüs ile sollama yasağını gösterir devamlı şerit çizgisinin bulunduğu hafif virajlı, çift yönlü yolda rampa aşağı seyredip, ön ilerisindeki aracı sollayarak karşı yol bölümüne geçtiği sırada karşı yönden seyreden ... idaresindeki işçi servisi ile çarpışmaları sonucu ...’un aracında bulunan şikayetçi ...’nun yüzde sabit iz ve katılan ...’in hayati fonksiyonlarını 4. derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmalarına neden olduğu olayda bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi; aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK'nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 26/02/2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK'nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının (1-6.) bendinin hükümden çıkarılması suretiyle eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy