Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde bulundurmak
Hüküm : 1-2863 sayılı Kanunun 65/1-a, 5237 sayılı TCK'nın 52,53. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
2-5237 sayılı TCK'nın 174/3, 50, 52/2, 54. maddeleri uyarınca mahkumiyet ve müsadere
Korunması gerekli kültür varlığına kasten zarar vermek ve önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde bulundurmak suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hüküm sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkiinde patlayıcı madde kullanılarak kaçak kazı yapıldığının ihbarı üzerine olay yerine intikal eden güvenlik güçlerinin, sanıkları kazı mahalline 500 metre mesafede... plakalı .. marka araç içerisinde yakaladıkları, bölgede yapılan araştırmada sanıkların yakalandığı yerin yaklaşık 500 metre doğu yakasında 1 metre yüksekliğinde, 2 metre genişliğinde, 2 metre derinliğinde oyuk şeklinde kazı çukuru mevcut olduğu, oyuktan barut kokularının geldiği, kazıda çıkan toprakların hemen oyuğun önünde olduğu, sanıkların yakalandıkları araçta yapılan aramada adli emanette kayıtlı bulunan kazı aletlerinin ele geçirildiği hususlarını belirledikleri, mahkemece icra edilen keşfe katılan arkeolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda patlayıcı madde kullanılarak kazılan alanın geç Helenistik erken Roma dönemine ait bir kaya mezarı olduğu, mezarın girişinin karşısında yer alan duvarın sol kısmının patlayıcılar ile tahrip edildiği, duvarın sağ kısmında patlayıcıları yerleştirmek için açılan deliklerin bulunduğu, söz konusu mezarın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğini haiz olduğu hususlarının tespit edildiği, bomba imha uzmanı bilirkişisi raporunda ise, olay mahallinde bulunan toplam 8 adet mavi renkli plastik boru parçasının söz konusu kaya oyuğunun girişi karşısındaki taş duvara hilti ve delici uç marifeti ile açılmış deliklerle birebir örtüştüğü, araç içerisinde ele geçirilen 2 adet plastik boru parçasının da keşif mahallinde ele geçirilen mavi renkli plastik boru parçaları ile aynı oldukları, parçalanmış haldeki borularından birinin arasında bulunan kablo parçasının akım taşıyıcısı olarak elektrik işleminde kullanılan kablolardan olduğu ve söz konusu kablo parçasının araçtan ele geçirilen yeşil
renk emaye bobin teli makarası üzerinde sarılı halde bulunan kablolardan birine ait olabileceği, yine parçalanmış haldeki boru parçasının dış yüzeyindeki yapışık halde bulunan bant parçasının bagajda ele geçirilen koli bandı ile aynı oldukları, sonuç olarak suça konu insan gücü ile kaldırılamayacak büyüklükteki kaya ve kaya parçalarının etrafları kazılmak sureti ile açıldıktan sonra akım kaynağını seyyar jenaratörden alan hilti ve delici uç marifetiyle bir kaç yerinden delinip, mavi renkli plastik boru parçaları içerisinde barut veya el yapımı patlayıcı madde doldurularak ve koli bandı ile sarılıp sıkıştırılarak hazırlanan düzeneklerin kaya üzerine açılan deliklere yerleştirilip patlatılması ile kaya ve kaya parçalarının parçalandıkları, kullanılan malzemelerin piyasada kolaylıkla bulunabilen malzemelerden olmaları, miktar açısından az olması ve düşük güçteki patlayıcılık özelliklerinden dolayı 5237 sayılı TCK m.174/3 kapsamında olduğu hususlarının saptandığı, sanıkların, olay günü define işaretlerini araştırdıklarına, kazı yapmadıklarına dair savunmalarına olayın gelişimi, kazı yapılan bölgede ve sanıkların içerisinde bulundukları araçta ele geçirilen aletler, tanık anlatımları ve bilirkişi raporları nazara alındığında itibar edilemeyeceği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olan kaya mezarında izinsiz kazı eylemi gerçekleştirdiklerinin ve patlayıcı madde bulundurduklarının ve kullandıklarının kabulü gerektiği anlaşılmakla,
1-Sanıklar müdafiinin sanıkların önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde bulundurmak suçundan mahkumiyetlerine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 174/3. maddesinde önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, kullanılış amacı gözetilerek bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağının ön görüldüğü, bomba imha uzmanı bilirkişisinin 07/06/2011 havale tarihli raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanıkların kültür varlığının tahribine ve zarar görmesine yol açan eylemlerini patlayıcı madde kullanarak gerçekleştirdiklerinin sabit olduğu, sanıkların atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede sanıkların aracında yapılan aramada patlayıcı madde bulunmadığından bahisle bozma öneren (2) ve (3-A) numaralı görüşlere itibar edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, diğer sanıkların atfı cürüm mahiyetindeki beyanlarına dayanılarak ceza verildiğine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar haklarında önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde bulundurmak suçundan ceza tesis edilirken suçun adının “ önemsiz tür ve miktarda uyuşturucu madde bulundurma” şeklinde hatalı olarak yazılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasının (B) bendinin, (1) numaralı paragrafında yer alan “ önemsiz tür ve miktarda uyuşturucu madde bulundurma” ibaresi çıkarılarak yerine “önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde bulundurma” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar müdafiinin, sanıkların korunması gerekli kültür varlığına kasten zarar vermek suçundan mahkumiyetlerine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Dosya kapsamında mevcut 03/06/2012 havale tarihli arkeolog bilirkişi raporunda sanıklar tarafından patlayıcı madde kullanılarak kazı yapılan yerin geç Helenistik arkan Roma dönemine ait bir kaya mezarı olduğu ve sanıkların eylemleri neticesinde mezarın girişinin karşısında yer alan duvarın sol kısmının patlayıcılar ile tahrip edildiği, duvarın sağ kısmında patlayıcıları yerleştirmek için delikler açıldığı, söz konusu mezarın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğini haiz olduğu hususlarının belirlendiği, bu durumda sanıkların, gerçekleştirdikleri kazı eylemi nedeniyle korunması gerekli kültür varlığı niteliğinde olan kaya mezarını tahrip ettikleri ve zarar verdikleri, sanıkların tek bir eylem ile kanunun birden çok maddesini ihlal etmiş oldukları, bu durumda 5237 sayılı TCK'nın 44/1 maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmalarının zorunlu olduğu, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5728 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesinde öngörülen yaptırımın, aynı Kanunun 74/1-1. cümlesinde öngörülen yaptırımdan daha ağır olduğu, bu nedenle sanıklar hakkında sadece 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesi uyarınca hüküm tesis edilmesi gerektiği, ancak mahkemenin iddianamede anlatılan fiil ve faille bağlı olduğu,... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 23/12/2010 tarihli ve 2010/314 esas sayılı iddianamede, sanıkların eylemleri ile kültür varlıklarına zarar verildiğinden söz edilmediği, iddianame anlatımında yer almayan bir fiilden dolayı sırf sanıkların ek savunmaları alınarak ceza tesis edilemeyeceği, bu itibarla eylemin işleniş şekli ve kültür varlıklarına verilen zararın derecesi nazara alındığında cezanın alt hadden uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, mahkemece sanıklar hakkında korunması gerekli kültür varlıklarına kasten zarar vermek suçundan ek iddianame tanzimi sağlandıktan ve sanıkların anılan suç yönünden savunmaları tespit edildikten sonra bahse konu suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği hususları gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanıkların kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy