Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi
Suç : Suça sürüklenen çocuk ... hakkında: Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Suça sürüklenen çocuklar hakkında: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Hüküm : Beraat
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan suça sürüklenen çocukların; haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in beraatlerine ilişkin hükümler, suça sürüklenen çocuk ... müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılanın, suça sürüklenen çocuk ...'den şikayetçi olduğuna ve davaya katılmak istediğine dair beyanına istinaden katılan olarak duruşmaya kabulüne karar verildiği, diğer suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında davaya katılma yönünde bir talebi olmadığı gibi, 10.05.2010 tarihli duruşmada adı geçen suça sürüklenen çocuklardan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkındaki beraat hükümlerini temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, katılan ... vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
B) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
İddianamedeki anlatım ve dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk ...'in, katılan ...'un istemi üzerine, katılan ... ve diğer öğrencilerle kendisinin tarafı olduğu söyleşiyi, katılan ...'ın bilgisi ve rızası dışında, kaydettiğinin iddia edilmesi karşısında, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçtan dolayı söyleşinin tarafı olmayan katılan ...'un zarar görmediği ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan açılan davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden katılmasına karar verilmiş olmasının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, katılan ... vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
C) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
İddianamedeki anlatım ve dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk ...'in, MSN'de katılan ... ile yaptığı ikili sohbet görüşmelerini, onun bilgisi ve rızası dışında, katılan ...'a açıkladığının iddia edilmesi karşısında, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçtan dolayı haberleşme içeriklerinin tarafı olmayan katılan ...'ın zarar görmediği ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan açılan davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden katılmasına karar verilmiş olmasının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, katılan ... vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
Ç) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal ve kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin yüzüne karşı 10.05.2010 tarihinde verilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 17.06.2010 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin isteme uygun olarak REDDİNE,
D) Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.05.2013 tarih 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren suça sürüklenen çocuk ... yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre; Anadolu Öğretmen Lisesinde coğrafya öğretmeni olarak görev yapan katılan ...'un, 18 yaşından küçük öğrencileri olan suça sürüklenen çocuklar ...ve...'i azmettirmesi sonucu, adı geçen öğrencilerin birlikte hareket ederek, resim öğretmenleri olan katılan ...'ın, sınıfta, ders esnasında yaptığı aleni olmayan söyleşilerini, cep telefonlarının ses kaydetme fonksiyonunu kullanarak gizlice kaydedip, bu söyleşiyi içeren CD'yi, katılan ...'a verdikleri iddiasına konu olayda;
Katılan ...'ın aynı olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesi üzerine başlatılan adli soruşturma sırasında, dosyası tefrik edilip, hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dava açılan katılan ...'un beraatine ilişkin Eskişehir 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.07.2010 tarih, 2009/304 esas, 2010/794 sayılı kararının, katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine verilen Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28.10.2013 tarih, 2012/21621 esas sayılı “beraat hükmünün düzeltilerek onanması”na dair ilamında vurgulandığı üzere, katılan ..., katılan ...'un azmettirmesi sonucu suça sürüklenen çocuklar tarafından kayda alınan söyleşiyi içerir CD'nin öğrencisi Kübra tarafından kendisine ulaştırıldığını iddia etmiş ve suça sürüklenen çocuk ..., diğer üç arkadaşı... ve ... ile beraber hareket ettiklerini, ...'in telefonunun kayıt yapmaya elverişli olmadığından, diğer iki arkadaşı ve kendisinin üç ayrı cep telefonuyla kayıt işlemini gerçekleştirdiklerini, kendisinin pişmanlık duyup, söz konusu kaydı, öğretmeni katılan ...'a verdiğini beyan etmiş ise de, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in aşamalarda alınan beyanlarında, katılan ...'ın konuşmalarını kaydetme gibi bir eylemleri olmadığını ifade ettikleri ve suça sürüklenen çocuklar ...ve ...'den katılan ...'ın ses kaydına ilişkin herhangi bir CD'nin ele geçirilmediği nazara alındığında, suça sürüklenen çocuk ...'nın, diğer suça sürüklenen çocukların anlatımlarıyla çelişki arz eden soyut beyanlarına itibar edilemeyeceği, katılan ... suça sürüklenen çocukları azmettirdiği iddiasını kabul etmediği gibi, beyanı alınan tanıkların konu hakkında görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, katılan ...'ın iddialarının soyut aşamada kaldığı, savunmaların aksine, suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'in mahkumiyetlerine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ... vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'e yüklenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle suça sürüklenen çocukların CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal olmayan ve dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle, suça sürüklenen çocuklar hakkında CMK'nın 223/2-b maddesi gereğince beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine, hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan beraat kararı verilen suça sürüklenen çocuk ... ile ilgili hükmün de, hüküm fıkrasının çıkartılan 1. bendinde yer almasından dolayı yerel mahkemenin takdiri göz önünde tutulup, “1- Yapılan yargılama sonunda, yüklenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun suça sürüklenen çocuk ... tarafından işlenmediğinin sabit olduğu anlaşıldığından, CMK'nın 223/2-b maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk ...'in beraatine”, ibarelerinin ilavesi suretiyle gösterildikten sonra, “2- Yapılan yargılama sonunda, suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'e yüklenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...'in beraatlerine,” ibarelerinin ilave edilmesi ve hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkındaki hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
E) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren suça sürüklenen çocuk ... yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.
Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması, TCK'nın 132/3. maddesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk ... ile katılan ... arasında MSN aracılığıyla gerçekleştiği iddia edilen elektronik iletileri içerir belgelerin, suça sürüklenen çocuk ... tarafından, katılan ...'a verildiği ve katılan ...'ın söz konusu belgeleri 19.12.2008 tarihli şikayet dilekçesine ekli olarak Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz ettiği sabit ise de, soruşturma aşamasında düzenlenen 28.01.2009 tarihli bilirkişi raporunda, söz konusu belgelerin hazırlanma yöntemine göre, orijinal halinde değişilik yapılarak oluşturulmuş olabileceğinin belirtildiği, katılan ...'un da MSN şifresi ele geçirilerek, sanki kendisi tarafından, suça sürüklenen çocuk ...'ya gönderilmiş gibi elektronik iletilerin yazıldığına dair beyanda bulunduğu dikkate alındığında, bu belgelerin, suça sürüklenen çocuk ... ile katılan ... arasında gerçekleşen haberleşme içerikleri olduğu sübuta ermediği gibi, suça sürüklenen çocuk ..., tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa etmediğinden, suça sürüklenen çocuk ...'nın eyleminde TCK'nın 132/3. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının da somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ... vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Suça sürüklenen çocuk ...'e yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı dosya kapsamıyla sabit olduğu ve suça sürüklenen çocuğun CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal olmayan ve dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle, suça sürüklenen çocuk hakkında CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 2. bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine, “3- Yapılan yargılama sonunda, suça sürüklenen çocuk ...'e yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince, suça sürüklenen çocuğun beraatine,” ibaresinin ilave edilmesi ve hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
F) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ... vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
En az üç veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi, TCK'nın 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır. Anılan suçun oluşabilmesi için, söyleşinin “aleni olmaması” yeterlidir; söyleşi içeriğinin suçun oluşması bakımından bir önemi yoktur. Buna göre, söyleşi; gizlilik taşıyan ve özel yaşam alanı kapsamında yer alan konularla ilgili olabileceği gibi, herkes tarafından bilinen veya anlamsız ya da sıradan hususlar hakkında da olabilir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, katılan ...'ın, sınıfta, ders esnasında, 4 öğrencisi ile yaptığı, başkaları tarafından, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek aleni olmayan konuşmalarının, onun bilgisi ve rızası dışında, söyleşinin tarafı olan suça sürüklenen çocuk ... tarafından kaydedildiği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı TCK'nın 133/2. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, kayda alınan söyleşi içeriğinin gizlilik taşımayan hususlara ilişkin olduğu belirtilerek, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun oluşması için öngörülen “gizlilik” unsurunun somut olayda gerçekleşmediğinden bahisle, yüklenen suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak, suça sürüklenen çocuk ... hakkında CMK'nın 223/2-b maddesi gereğince beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy