Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle yaralama
Hüküm: CMK'nın 231/11. madddesine göre açıklanan; TCK'nın 89/1, 22/3, 62/1, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında, güvenlik tedbiri niteliğindeki sürücü belgesinin süreli olarak geri alınmasına karar verilmiş olması karşısında, hükmün temyiz edilebilir olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
CMK'nın 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hüküm de önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi" halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına yada önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen TCK’nın 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir. Kural olarak hükümlerin açıklanması, duruşma açılmak ve taraf teşkili sağlanmak suretiyle yapılmak zorunda ise de, denetim süresi içinde kesinleşmiş bir yargı kararıyla kasten yeni bir suç işlediği sabit olan sanık hakkında, yapılan işlem önceki hükmün açıklanmasından ibaret olduğundan ve bu şartın gerçekleşmesi halinde kesin yargı halini almış bir hükmün varlığı nedeniyle başkaca araştırılacak bir husus bulunmadığından, duruşma açılmaması hakkın özünü zedelemeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında, taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından yapılan yargılama sonucunda, sanığın TCK'nın 89/1, 22/3, 62. maddeleri gereğince 100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına, TCK'nın 179/2, 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına, CMK’nın 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca sanığın 5 yıllık denetim sürelerine tabi tutulmasına dair Karasu Sulh Ceza Mahkemesinin 11.06.2008 tarih, 2006/250 esas, 2008/266 sayılı kararını müteakip denetim süresi içerisinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükmün CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ilişkin aynı Mahkemenin 05.09.2012 tarih, 2012/282 esas, 2012/473 sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.03.2013 tarih, 2013/935 esas, 2013/6749 karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, Karasu Sulh Ceza Mahkemesinin 11.06.2008 tarih, 2006/250 esas, 2008/266 sayılı kararıyla taksirle yaralama suçundan kurulan hükmün CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ilişkin aynı Mahkemenin 13.11.2013 tarih, 2013/406 esas, 2013/520 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
CMK'nın 231/11. maddesi gereğince, sanık hakkında, açıklanması geri bırakılan 11.06.2008 tarihli hükümde bir değişiklik yapılmadan hükmün açıklanması gerekirken, sonuç cezanın 100 gün adli para cezası olarak belirlendiği, taksitlendirme yapılmadığı ve sanığın TCK'nın 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakıldığı önceki hükümden tamamen farklı olarak, sanık hakkında sonuç olarak belirlenen 100 gün adli para cezası için, TCK'nın 52/2. maddesi gereğince, bir gün karşılığı 20,00 TL olarak takdir edilip, sanığın 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması, aynı Kanun'un 52/4. maddesi gereğince, hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi, sanık hakkında TCK'nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluğuna hükmedilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından ve uygulamada bir isabetsizlik görülmediğinden, önceki hükmün aksine, TCK'nın 53/6. maddesi gereğince, sanığın sürücü belgesinin 3 ay süreyle geri alınması, bu husus, güvenlik tedbiri olması nedeniyle kazanılmış hak oluşturmayacağından, bozma sebebi sayılmamış; gerekçeli karar başlığında, mağdur...'nun, taksirle yaralama olan suç adının ve suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi, mahallinde ilavesi mümkün noksanlıklar olarak kabul edilmiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sürücü belgesinin süreli olarak geri alınmasına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Hükmolunan adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin kararda belirtilmemesi sureti ile TCK'nın 52/4. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hükmün 6. bendinin, “TCK'nın 52/4.maddesi gereğince, sanığın ekonomik ve şahsi halleri nazara alınarak, hükmedilen adli para cezasının, takdiren birer ay ara ile toplam 5 taksitte ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa bildirilmesine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.