(5237 S. K. m. 86)
Dava ve Karar: Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olay tarihinde saat 18:00 sıralarında ölen sürücü K. T., yönetimindeki otomobil alacakaranlıkta, aydınlatması olmayan mahalde, meskun mahal dışı yolda seyri sırasında, aniden önüne çıkan başıboş büyükbaş hayvana çarpmasını müteakip direksiyon hakimiyetini kaybettiği aracıyla takla atması sonucu öldüğü olayda; sanığın, evine götürmek üzere tanık Ç. D.'ın sürücülüğünü yaptığı kamyonetin kasasına bağlayarak yüklediği hayvanın araçtan düşmesini önlemek için yeterli önlemi almaması nedeniyle kusurlu olduğunun kabulüyle mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Dosyada vekaletnamesi bulunmayan sanığın ihtiyari müdafii yararına Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti tayini,
İsabetsiz olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 s. Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321 inci maddesi gereğince isteme uygun olarak bozulmasına, 26.03.2015 tarihinde sübut yönünden oybirliğiyle, vekalet ücreti yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
Muhalefet Şerhi
Avukat Serap Minaz sanık müdafii olarak yapılan bütün duruşmalara (5.3.2013,14.5.2013 ve 24.9.2013) katılmış ve beraat kararı yüzüne karşı verilmiştir. Mahkemenin sanık lehine vekalet ücretine hükmetmesi yerinde olup bunun için vekaletname aranmasına gerek yoktur, ayrıca katılanın temyizi üzerine de sanık aleyhine vekalet ücretinin hükümden çıkarılmasına da karar verilemez.
Mahkemece sanık mahkum olsaydı katılan lehine vekalet ücretine hükmedecekti. (Vekaletname olmasa bile) Bu dosyada sanık beraat ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/5 inci maddesi gereğince de sanık lehine vekalet ücretine hükmetmiştir.
Ceza yargılama sistemimizde müdafii sanığın vekili değildir. Şüpheli veya sanığa savunmasını yaparken hukuki anlamda yardımcı olan kişidir. Bundan dolayı gerek Ceza Muhakemesi Kanunu, gerek Avukatlık Kanunu savunma talep eden, yardım isteyen durumunda olan sanık, şüpheli ve suçtan zarar görene bir külfet olan vekalet verme zorunluluğu yüklememiştir. Bilakis her isteyen sanığa neredeyse müdafii atanmasını kabul edecek bir sistemi benimsemiştir (CMK, 150/1). Ancak bazı işlemleri yapabilmesi için avukatın vekalet alması gerekebilir. Hakimin veya Cumhuriyet savcısının müdafilik konusunda aradıkları, gerçekten müdafii olduğunu söyleyen kişinin avukat olup olmadığı ve sanıkla arasındaki ilişkinin varlığını tespitten ibarettir. Avukatın mali gelirinin takibi maliye bakanlığının görev alanına giren bir konudur. Gerekirse bu konuda yasal düzenleme yapılabilir.
Ceza adalet sistemimiz müdafii olmak için avukat olmayı aramasına rağmen (CMK, m. 2/c) savunmaya verdiği önem dolayısıyla avukat olmayan bazı kimselerin bile ceza yargılamasında müdafii olmalarını bile kabul etmiştir.
Bunlar, askeri mahkemelerde olmak üzere;
1-Dava vekilleri (353 sayılı K, m. 86/1)
2-Askeri mahkemenin bulunduğu yerde avukatlık veya dava vekilliği etmeye kanunen yetkili kimse yoksa, hukuk fakültesini bitirmiş subaylar (Askeri hakim ve askeri savcıyla yardımcıları hariç) ve bunlar da yoksa diğer subaylar."dır. (353 sayılı K, m. 86/2) (Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanununun geçici 13 üncü maddesine göre de dava vekilleri az da olsa halen görevlerine devam etmektedirler.)
Cumhuriyet savcısı ve hakimden her soruşturma ve dava için yetki ve görevlendirme yazısı aranmadığı gibi aynı şekilde yargı görevi yapanlar arasında sayılan avukatın (TCK, m.6/1-1) ceza muhakemesi sürecinde müdafii olarak toplumsal savunma makamını temsil etmesi dolayısıyla, görevlendirme yazısı ve vekalet sözleşmesinin aranmaması gerekir. Ayrıca verdiği hukuki yardımın maddi karşılığını alması gerekir. Kanunun aramadığı bir hususu aramak suretiyle haksız bir uygulamaya sebebiyet verilmektedir. Bundan dolayı dosyamıza konu olayda olduğu gibi, sanığın müdafisi olduğundan şüphe bulunmayan durumlarda hak ettiği müdafilik ücretinin sanığa ödenmesi gerektiğini düşündüğümüzden, sayın çoğunluğun vekaletname bulunmadığından ücret ödenmemesi gerektiğinden ve de katılan vekilinin temyizi üzerine vekalet ücreti yönünden de bozma yapılamaz.
Tüm açıkladığımız bu sebeplerden dolayı sayın çoğunluğun bu hususa yönelik bozma düşüncesine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy