Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm: 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça konu atık su boru hattının, ... Yüksek Kurulu'nun 09/07/1976 gün, A-72 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen ... Antik Kenti sınırlarından geçmesi planlanmasına karşın, ilgili Koruma Kurulu'ndan izin alınmaksızın çalışma yapılmasına müsaade eden ... Organize Sanayi Bölgesi yetkilileri hakkında dava zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılabileceği değerlendirilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318 ve 5271 sayılı CMK'nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesi'nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, ... Organize Sanayi Bölgesine ait atık su boru hattı döşeme ihalesini alan sanığın, 20/12/2010 tarihinde, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı tarafından ihale konusu yeri teslim aldıktan sonra, işçileri ile birlikte çalışmalara başladığı, ancak proje konusu işlerin bir kısmının ... Yüksek Kurulu'nun 09/07/1976 gün, A-72 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen ... Antik Kenti sınırlarında kaldığı, burada yapılacak işler için ilgili Koruma Kurulu tarafından verilmiş bir izin bulunmadığı halde, sanığın, işçilerle birlikte, ... Antik Kenti'nde, boru döşemek için kazı yaptırdığı, bu kazı sırasında, antik kente ait mimari parçalara zarar verildiği, sanığın savunmalarında, suça konu bölgenin antik kent olduğunu bilmediğini beyan etmesine karşın, ... tarafından gönderilen dosya kapsamında mevcut 27/07/2011 tarihli yazıda, ...Antik Kenti'nin, çevrede yaşayan şahıslar tarafından 1970 yılından bu güne kadar niteliğinin bilindiği, yine bu yerin geçmişi ile ilgili bilgileri içeren bir tabelanın ... Müze Müdürlüğü tarafından tarihi bilinmemekle birlikte uzun yıllar önce bölgeye konulduğunun belirtilmiş olması, ayrıca uygulamalar sonrasında çekilen dava konusu yere ait dosya kapsamında mevcut resimler incelendiğinde, yapılan çalışmalar sırasında bir çok mimari parça çıkmasına karşın, durdurmak yerine çalışmalara devam edilmesi hususu dikkate alındığında, sanığın suça konu yerin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğine haiz olduğunu bildiği, bu rağmen iş makineleri vasıtasıyla çalışma yaptırıp, antik kente ait mimari parçalara geri dönüşümü mümkün olmayacak derecede zarar verdiği, atılı suçu işlediğinin tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, sanığın dava konusu yerde çalışma yapmak için izin almak gibi bir sorumluluğunun bulunmadığına, bu sebeple kast yokluğundan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 27/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.