Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1-Sanık ... hakkında, CMK'nın 223/2-a.maddesi gereğince beraat.
2-Sanık ... hakkında, CMK'nın 223/2-b.maddesi gereğince beraat.
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
... Yüksek Kurulu'nun 24.06.1983 tarih, 15175 sayılı kararıyla tescil edilip, koruma grubu 2. grup olarak belirlenen... ili, ...ilçesi, ... mahallesi, ... sokak, 286 ada, 8 sayılı parselde yer alan tescilli binanın tapuda sanık ... adına kayıtlı olduğu, her ne kadar davaya konu binada İstanbul 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 07.03.2007 tarih, 2355 sayılı kararıyla onaylanan restorasyon projesine aykırı kimi uygulamalar yapıldığının tespiti üzerine sanık hakkında dava açılmış ise de; davaya konu binayı intifa hakkı ile kullanan kişinin sanık ... olduğu, sanık ...'ın verdiği ifadelerinde, olay tarihlerinde kendisinin ABD'de eğitim için bulunduğunu, davaya konu tadilat işlerini kendisinin yaptırmadığını, annesi olan ...'ın yaptırdığını beyan ettiği, sanık ...'ın verdiği ifadelerin de bu yönde olduğu, tüm dosya kapsamından davaya konu aykırılıkları sanık ...'ın yaptırdığına, suçu sabit olan sanık ...'ın eylemlerine iştirak ettiğine dair delillerin bulunmadığı ve yargılama neticesinde mahkemece beraatine karar verilmesinde bir aykırılığın olmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda, sanık ...'ın atılı suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanık ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
... Yüksek Kurulu'nun 14.12.1974 tarih, 8172 sayılı kararıyla ... Sit Alanı olarak tespit edilen ... Sit Alanı içerisinde yer alan ve yine ... Yüksek Kurulu'nun 24.06.1983 tarih, 15175 sayılı kararıyla tescil edilip, koruma grubu (2.) olarak belirlenen.. ili, ... ilçesi, ...mahallesi, ... Paşa sokak, 286 ada, 8 sayılı parselde yer alan tescilli binanın intifa hakkı ile kullanıcısının sanık ... olduğu, sanık tarafından binada restorasyon yapılmak istendiği ve proje müellifi mimar ... olan restorasyon projesinin ... Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 05.11.2003 tarih, 14126 sayılı kararıyla uygun bulunduğu, ilgili Koruma Bölge Kurulu'nun 07.03.2007 tarih, 2355 sayılı kararıyla düzeltilmiş tadilat projesinin de uygun bulunarak onaylandığı, restorasyon çalışmasını yerinde denetleyen ... Belediyesi görevlilerince, onaylı projeye aykırı olarak 1. normal katın arka cephesinde saçak hizasına kadar büyümenin olduğunun, cephe pencerelerinin boyutlarının ve yerlerinin değiştirildiğinin, sağ yan cepheye projede olmayan bir kapı açıldığının, terasın kapatılarak binaya dahil edildiğinin, arka cephe girişinin tamamen taş kaplama yapıldığının tespit edildiği ve 14.12.2009 tarihli yapı tatil tutanağının düzenlendiği, bu aykırılıklarının tespitine rağmen onaylı projeye aykırı uygulamalara devam edildiğini tespit eden proje müellifi ... tarafından 10.10.2011 tarihli ihtarname çekilerek sorumluların uyarıldığı, bunun üzerine yerinde inceleme yapan ... Belediyesi görevlilerince, tespit edilen aykırılıklara rağmen binanın ince işlerine devam edildiğinin tespit edildiği ve 30.11.2011 tarihli yapı tatil tutanağının düzenlendiği, bu belirlemeler üzerine ilgili Koruma Bölge Kurulu'nun 07.08.2012 tarih, 537 sayılı kararıyla sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, onaylı projeye aykırı uygulamaları yaptırdığı tespit edilen sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar yapılan yargılama neticesinde, 11.10.2013 tarih ve 28792 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun gereğince, sit alanı ilanına veya koruma kararına ilişkin kararların ilgililerine tebliğ edilmesinin zorunlu hale getirildiği, olayda ise tebliğin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek, sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan beraatine karar verilmiş ise de; tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının tebliğ zorunluluğunun, 11.10.2013 tarihinden itibaren yapılan tescil işlemleri için gerekli olduğu, bu tarihten önce yapılmış tescil işlemleri için tebliğ zorunluluğu bulunmayıp, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının veya koruma kararının tapu kaydına şerh verilmesinin, koruma kararının ilgililerince bilindiğinin kabul edilmesi konusunda yeterli olduğu, olayımızda ise davaya konu yerin tek yapı ölçeğindeki kültür varlığı olduğu, ancak koruma kararının 11.10.2013 tarihinden önce, 24.06.1983 tarihinde kabul edildiği, davaya konu binanın tapu kaydında, binanın korunması gerekli tescilli yapı olduğuna dair şerhin bulunması ve projeye aykırılıkların tespit edildiği 14.12.2009 tarihli yapı tatil tutanağından sonra da aykırılıklara devam edilmesi karşısında, davaya konu yerin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğunun sanık tarafından bilindiğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece sanık hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın 2960 sayılı Boğaziçi Kanununa aykırılık suçundan mahkumiyetine karar verilip, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar da 23.01.2014 tarihinde kesinleşmiş ise de, TCK'nın 44. maddesi uyarınca cezası daha ağır olan 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesinden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, 2960 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kesinleşen karar yönünden CMK'nın 309. maddesi uyarınca Kanun Yararına Bozma yoluna gidilebileceği, bu nedenle böylece sanık hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla,
Üzerinde müdahale gerçekleştirilen taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında tescilli kültür varlığı olması nedeniyle taşınmazda izinsiz ya da izin kapsamı dışında yapılan her türlü inşai faaliyetin suç oluşturacağı, bu bakımdan müdahalenin binanın içinde ya da dışında gerçekleştirilmesinin önem arz etmediği, bu kapsamda tescile esas bilgi ve belgeler getirtilerek, izinsiz yapılan tadilatın yapının tescil edilmesine neden olan kriterlere uygun olup olmadığının, yapıya ait orjinal dokuya uyum sağlayıp sağlamadığının, tescilli kültür varlığında zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, olay yerinde sanat tarihçi ve inşaat mühendisi ile yeniden keşif icra edilerek, uygulamaların tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığının, niteliğinin ve yapıda zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün belirlenmesi durumunda sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması, bu nitelikte bir zararın mevcut olmadığının, ancak yapılan uygulamaların ruhsata tabi inşai ve fiziki müdahale kapsamında bulunduğunun belirlenmesi durumunda, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılması, yapılan bu uygulamanın ruhsata tabi olmayan, “basit onarım” niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise, 5498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi ile cezalandırılması gerektiğinin gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, ayrıca suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle büyükşehir belediyesi veya il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, hükümden sonra, 08/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince, sanığın beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy