Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma
Hüküm : Sanıklar hakkında; 1-İmar kirliliğine neden olmak suçundan CMK'nın 223/2-a. maddesi uyarınca beraat,
Sanıklar hakkında; 2-2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle davaların düşmesi.
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar hakkında açılan davaların zamanaşımı nedeniyle düşmesine ve imar kirliliğine aykırılık suçlarından sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-İmar kirliliğine neden olma suçundan sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan zarar gördüğünden davaya katılmasına karar verilen Kültür ve Turizm Bakanlığı adına hazine vekilinin, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
2-2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar hakkında açılan davaların zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanıkların üzerine atılı eylemin imar kirliliğine neden olmak suçu yanında, 2863 sayılı Kanunun 65/b. maddesindeki suçu da oluşturduğu, ancak 2863 sayılı Kanunun, 5237 sayılı Kanuna göre özel kanun vasfında olduğu ve aynı konuda özel kanunda düzenlenmiş bir suç olan 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hüküm kurulmasının doğru olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu yönde bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
İzmir 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 06.10.1995 tarih ve 5932 sayılı kararıyla 1. derece doğal sit alanı ilan edilen bölge içerisinde bulunan, İzmir ili, Urla ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde yer alan ve tapu kaydında sanıklar adına kayıtlı olan 1609 parsel sayılı araziye, izin alınmadan ve ruhsatsız olarak 7 adet müstakil, betonarme bina yapıldığının İzmir İl Özel İdaresi görevlilerince 15.07.2010 tarihinde yerinde yapılan incelemelerde tespit edildiği, bunun üzerine ilgili Koruma Bölge Kurulu'nun 23.09.2010 tarih ve 5315 sayılı kararıyla sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, yine İzmir İl Özel İdaresi görevlilerince 15.07.2010 tarihinde, tapuda sanıklar adına kayıtlı olan 1605, 1607, 1608, 1611 sayılı parseller ile tapu kaydında Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan 1819 sayılı parselde yapılan incelemelerde de, izin alınmadan ve ruhsatsız çok sayıda inşai yapının yapılmış olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine de ilgili Koruma Bölge Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 5516 sayılı kararıyla sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, her iki suç duyurusu nedeniyle Urla Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturmalar neticesinde, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve yargılama aşamasında hayatını kaybeden ... hakkında 06.07.2011 ve 11.08.2011 tarihlerinde imar kirliliğine neden olmak ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından iki ayrı davanın açıldığı, Urla Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/540 Esas ve 2011/615 Esas sayılı dava dosyaları üzerine kaydedilerek görülmekte olan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle, 2011/615 Esas sayılı dava dosyası üzerinden 04.11.2011 tarihinde verilen birleştirme kararıyla, sanıklar hakkında açılan davaların Urla Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/540 Esas sayılı dosyası üzerinden görülmesine karar verildiği, sanıkların gerek soruşturma gerekse yargılama aşamasında verdikleri ifadelerde, davaya konu bina ve yapıların 1983 yılında yapılıp bitirildiğini, bölgenin ise 1995 yılında sit alanı ilan edildiğini, bu nedenle atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan ettikleri, dosya kapsamında 1983 yılında sanık ... tarafından davaya konu arazilerle ilgili hazırlatılmış elektrik projesinin bulunduğu, yine dosya kapsamında sanıklar tarafından İzmir Valiliği'ne 14.06.1983 tarihinde verilmiş olan “İmar Affı Müracaatı” dilekçe örneklerinde, 1609 sayılı parselde bulunan binaların tamamiyle bitmiş ve kullanıma hazır olduklarının belirtildiği, yine 20.09.2012 tarihli olay yeri keşfine iştirak eden iki inşaat mühendisi, bir harita mühendisi ve bir fen memurundan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 13.01.2013 tarihli raporda, Harita Genel Komutanlığı'nca 1997 yılında güncellenip 2000 yılında bastırılan 1/25000 ölçekli Memleket Haritasında, 1611 sayılı parselde yar alan at ahırı, üstü saç kaplı ahır ile besi damı dışındaki dava konusu tüm inşai yapıların net bir şekilde görülebildiğinin, bu nedenle bu yapıların 2000 yılı öncesi yapılmış olduklarının, yine dava konusu olan tüm inşaatların yapı elemanlarındaki eskime, solma, renk değişimi ve dökülmeler dikkate alındığında, uygulamaların tümünün TCK'nın 184/6. maddesinde belirtilen 12 Ekim 2004 yılı öncesi ve ilgili Sit Kararının ...'nce mahallinde ilan edilme tarihi olan 03.04.2001 tarihi öncesi yapılmış olduklarının belirtildiği, tüm dosya kapsamından uygulamaların tam bir inşai faaliyet olduğu sabit ise de; gerek sanıkların beyanlarından, gerek dosya kapsamında bulunan belgelerden ve gerekse de harita ve inşaat mühendislerinden alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, suça konu uygulamaların 2001 yılı öncesi yapıldığı, suç tarihi ile sanıklar hakkında davanın açılma tarihi arasında 765 sayılı TCK'nın 102/4 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda, sanıklar hakkında açılan kamu davasının, zamanaşımının dolduğu gerekçe gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekilinin, hükmün usul ve kanuna aykırı olduğuna, zamanaşımının gerçekleşmediğine ilişkin, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, kamu davalarının düşmesine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy