Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : Beraat
Haberleşmenin gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 09.06.2014 tarih, 2013/25906 esas, 2014/14178 sayılı tevdi kararından sonra, duruşmada sanık müdafii olarak hazır bulunan Avukat ... ile sanık arasında vekalet ilişkisi bulunduğuna dair ... Noterliği tarafından düzenlenen 08.10.2012 tarihli vekaletnamenin dosyaya konulduğu belirlenerek yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarih 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir.
Açıklanan nedenlerle sanığın ihtiyari müdafiiliğini yapan Avukat ... tarafından dosyaya vekaletname sunulmamasından dolayı hükümlerin bozulmasını ve sanık yararına vekalet ücretine hükmedilen kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak, hükümlerin düzeltilerek onanmasını öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre; sanık ...'in, resmi nikahlı eşi olan katılan ... aleyhine, 10.05.2010 tarihli dilekçe ile evlilik birliğinin sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma davası açtığı ve aralarında resmi olarak verilmiş bir ayrılık kararı bulunmadığı dönemde, katılanın, tanık ...'nin eşi olan ... ile görüşüp gezdiği ana ilişkin görüntülerini; ayrıca, katılanın, tanık...'nin eşi olan ..., annesi olan ... ve akrabası olan ... ile yaptığı telefon görüşmelerini gizlice kaydettirip, katılan aleyhine, 21.12.2010 tarihinde, zina hukuksal nedenine dayalı boşanma davası açarak, bu kayıtların dökümünü mahkemeye delil olarak sunmak suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlediği iddialarına konu olayda,
Sanığın, tanık ... tarafından eşi olan ... aleyhine açılan ve Kadıköy 2. Aile Mahkemesinin 2010/204 esas sayılı dosyasında yargılaması devam eden boşanma davasında, tanık ... eşi olan ... vekili olarak görev yaparken, tanık Hanife'nin, 06.12.2010 tarihinde, zina nedenine dayalı ikinci bir boşanma davası açması ve katılana özel fotoğrafların örnekleri ile haberleşme içeriklerini bu dava dosyasına sunması üzerine, eşi olan katılan ... ile müvekkili olan ... arasında gayrimeşru ilişki olduğunu öğrendiğine ve ardından tanık ...'den bu belgeleri temin ederek, kendisi tarafından açılan boşanma davalarına delil olarak verdiğine ilişkin savunmalarının, tanık ...'nin anlatımlarıyla ve onaylı örneği dosya içerisine alınan Kadıköy 2. Aile Mahkemesinin 2010/204 esas sayılı ve anılan dosya ile birleştirilen Kadıköy 4. Aile Mahkemesinin 2010/1074 esas sayılı dosyalarında yer alan belgelerle doğrulandığı, hukuk bürosunda yapılan telefon görüşmelerinin kayıt altına alındığının katılan ... tarafından bilindiğine dair savunmasının da, katılanın duruşmada alınan 28.09.2011 tarihli beyanı ve büroda avukat olarak çalışan tanıklar ... ve ...'in anlatımlarıyla doğrulandığı, katılanın, delil olarak mahkemelere ibraz edilen telefon kayıtlarının, hukuk bürosundaki iletişim araçlarını kullanarak yaptığı görüşmelere ilişkin olmadığına ve bu kayıtların ortam dinlemesi yoluyla ya da tarafına hediye edilen casus program yüklü telefon aracılığıyla yasa dışı teknikler kullanılarak sanık tarafından elde edilmiş olabileceğine dair iddiasının ve konu ile ilgili şahit olarak ismini bildirdiği tanık Hülya'nın bu iddiayı kısmen doğrular nitelikteki anlatımının maddi delillerle desteklenmemesi karşısında, soyut aşamada kaldığı, ayrıca, sanık ...'in, resmi nikahlı eşi olan katılan ... aleyhine, 10.05.2010 tarihinde açtığı evlilik birliğinin sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma davasından sonra tarafların İstanbul'da bir araya gelip, barıştıkları da nazara alındığında,
Katılanın tarafı olduğu haberleşme içeriklerini ve katılana özel resimleri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ve açılmış bir dava bulunmayan sanığın, boşanma davalarındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden,
Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümlerin esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 1. bendinde, “BERAETİNE,” ibaresinin, “CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy