Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Taksirle ölüme neden olma suçundan sanıklar ... ve ... haklarında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1 ve 62 maddeleri gereğince ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tâbi tutulmalarına dair İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2014 tarihli ve 2013/448 esas, 2014/26 sayılı kararma karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/03/2014 tarihli ve 2014/621 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendiğinde, dosya kapsamına göre, sanıkların üzerlerine atılı bulunan suç kapsamında yaşanan ölümlü olayla ilgili olarak kusur durumlarına ilişkin 11/06/2012 tarihli, Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda; ölen ...'in kusurlu bulunduğunun, diğer şirket çalışanlarına kusur atfedilemeyeceğinin, 29/05/2015 tarihli, İş Güvenliği Uzmanı ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda; ölen ...'in kusurlu olduğunun, ... A.Ş'nin yetkili servis müdürünün kusurlu olduğunun, diğer şirket çalışanlarının ise kusurunun bulunmadığının, yine sanıklar müdafii tarafından mahkemeye sunulan 06/06/2013 tarihli, Makina Mühendisi ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda; ölen ...'in asli kusurlu olduğunun, sanıkların ise kusursuz olduklarının belirtildiği hususları nazara alındığında, sanıkların olayla ilgili olarak kusurlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumundan veya en az üç kişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğinin ve mevcut durum itibariyle sanıkların üzerlerine atılı bulunan suç bakımından kusur durumlarının karar gerekçesinde tartışılması gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 30.06.2014 gün ve 94660652-105-34-5519-2014/13366/44667 sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2014 tarih ve 2014/263917 sayılı tebliğnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
CMK'nin 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolunun, temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olduğu, bu yönden bakıldığında CMK'nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı kanunun 231/12.maddesi gereğince itiraz yasa yoluna tabi olduğu, HAGB kararına gerek itiraz edilerek, gerekse itiraz yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, kanun yararına bozma konusu yapılabileceği, somut olayda, taksirle öldürme suçundan sanıkların 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, CMK'nın 231/5-6 maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararlara, sanıklar müdafii tarafından, eksik inceleme yapıldığı, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiği düşüncesiyle itiraz edildiği ve merciince kararın CMK'nın 231. maddesinde öngörülen yasal unsurları taşıdığı gerekçesiyle, itirazın reddine karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dayanağını oluşturan mahkumiyet hükmünün; hükmün açıklanması, düşme kararının verilmesi veya yeni bir mahkumiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabileceği, ancak bu aşamadan sonra temyiz yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde, koşulları bulunduğu takdirde kanun yararına bozma yasa yolu ile denetlenebileceği, sanıklar açısından hukuki sonuç doğurmayan ve olağan kanun yolu olan itiraz yasa yolu ile incelenmesi mümkün olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kanun yararına bozma yasa yolu ile incelenmesi; olağan üstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yolunun olağan yasa yolu olan itiraz ve temyiz yasa yolu incelemesinin yerine geçmesi sonucunu doğuracağı, bunun yanında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce benimsenen 22.01.2013 gün ve 2012/534 esas, 2013/15 sayılı kararında da açıklandığı üzere, itiraz halinde merciince, CMK.nın 231. maddesinde sayılan koşulların bulunup bulunmadığının tespiti yanında, itiraza konu karar hem maddi hem de hukuki yönden değerlendirilerek hukuka aykırılık saptanması halinde gerekçesi de gösterilmek suretiyle itiraz kabul edilip yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilebileceği, bu bağlamda, itiraz merciinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin koşullarının olup olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleyebileceği, mercii tarafından suçun sübutu, eksik inceleme yapıldığı gibi esasa ilişkin değerlendirme yapılamayacağı cihetle, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2014 tarih ve 2014/621 D.iş sayılı kararında isabetsizlik görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy