Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle öldürme
Hüküm :TCK'nın 85/1, 62, 52/2-4, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü gündüz saat 11:15 sıralarında açık havada, meskun mahal dışında, bölünmüş ancak yolun diğer kesimindeki tadilat nedeniyle trafiğin tek bölümden iki yönlü olarak verildiği, buna dair trafik işaret levhalarının da bulunduğu, 6,8 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, eğimli ve virajlı, çarpma noktasına 16 metre mesafede sanığın seyir yönüne hitap eden ''sollama yapılamaz'' trafik işaret levhası bulunan yolda idaresindeki otomobille seyir halinde bulunan sanığın, hatalı sollama yaparak karşı yönden idaresindeki otomobille seyreden mağdur ...'in idaresindeki otomobile tam kusurlu olarak çarpması şeklinde gelişen ve 1 kişinin ölümü, sanıktan şikayetçi olmadıklarını ifade eden ve üçü nitelikli olmak üzere 5 kişinin yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken; suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu meydana gelen netice ve maddede öngörülen cezanın üst sınırı nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun şekilde asgari hadden daha fazla uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini yerine, eksik cezaya hükmolunması ve belirlenecek temel cezada TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma konusu yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, kusura, ceza miktarına ve eksik incelemeye ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
2- Sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 6 ay hapis cezasının TCK'nın 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli olmaması nedeniyle, hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, hürriyeti bağlayıcı cezayı adli para cezasına çevirmenin yasal dayanağını oluşturan TCK'nın 50/4. maddesinin gösterilmemesi ve sanık hakkında hükmedilen hapis cezası, adli para cezasına çevrilirken, adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının belirtilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesi ile TCK'nın 52/3. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “suç sebep ve saikleri” ibarelerinin hükümden çıkartılması, hüküm fıkrasının 5. bendinin çıkartılarak yerine “Sanığa verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak TCK'nın 50/4. maddesi delaletiyle TCK'nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 910 tam gün olarak belirlenmesine; TCK'nın 52/2. maddesi gereğince, sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy