Tebliğname No : 12 - 2014/94745
Mahkemesi : Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar tarihi : 04/02/2014
Numarası : 2012/389 - 2014/26
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili ile şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Şikayetçi vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Şikayetçi A.. B..'nın, 2863 sayılı Kanuna aykırılıktan doğan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
2- Katılan vekilinin sanık M.. D..'in beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
İnşaat bilirkişisi tarafından düzenlenen 06/01/2011, 01/04/2011 ve 18/05/2012 tarihli rapor ve ek raporlara göre; Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 11/12/1986 tarih ve 2753 sayılı kararı ile tescilli 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer alıp, tapuda sanık M.. D.. adına kayıtlı 7 numaralı parselde en son gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahalenin, yaklaşık 7 yıllık beton yol ve sundurma imalatları olması karşısında, 05/11/2010 keşif tarihi esas alınıp, Kasım 2003 suç tarihi olarak kabul edilmek suretiyle yapılan değerlendirmede;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan Kasım 2003 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE,
3- Katılan vekilinin sanıklar M.. U.., İ.. U.. ve H.. A..'ın beraatlerine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ise;
Katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete'de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin yanı sıra tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 11/12/1986 tarih ve 2753 sayılı kararı ile tescilli 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer alan kendilerine ait taşınmazlar üzerinde izinsiz inşai ve fiziki müdahale gerçekleştirdikleri iddiasıyla açılan davada; yukarıda sözü edilen inşaat bilirkişisinin rapor ve ek raporlarına göre, sanık H.. A..'a ait 18 numaralı parselde yapılan ev 5 yıllık olup, 1.5 yıl önce kilitli parke taşı döşendiği; sanık İ.. U..'a ait 24 numaralı parselde, müştemilatın çatısının yenilenmesi ve merdivenli kısmın fayans kaplanması işlerinin 5 yıllık olduğu; sanık M.. U..'a ait 26 numaralı parsele 4 yıl önce beton yol döşenip, 5 yıl önce de depo yapıldığı, 05/11/2010 keşif tarihi esas alındığında, bahse konu fiillere ilişkin suç tarihinin Kasım 2005 - Mayıs 2009 olarak kabulü gerektiği;
Her ne kadar sit tescilinin mahallinde ilan edilip edilmediğine yönelik araştırma sonucu herhangi bir bilgi - belgeye ulaşılamamış ise de; Tapu Sicil Müdürlüğünce 27/06/2011 tarihinde gönderilen suça konu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının her birinin beyanlar hanesinde, “1. derece doğal sit alanı içerisindedir” şerhinin bulunduğu, diğer yandan bölge tescilinin, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 11/12/1986 tarih ve 2753 sayılı kararı ile yapılmış olduğu, tescil tarihi itibariyle yürürlükte olan 2863 sayılı Kanunun 17/06/1987 tarih ve 3386 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 7. maddesinde, Yüksek Kurul'un tescile ilişkin kararlarının Resmi Gazete'de ilan edileceğinin öngörüldüğü anlaşılmakla;
Suça konu taşınmazların tapu kayıtlarında mevcut sit şerhinin hangi tarihte konulduğunun araştırılması, her bir sanığın kendisine ait taşınmazı edindiği tarihten önce şerhin bulunduğu ya da daha sonra konulmuş olsa dahi şerhe vakıf olunmasını sağlayacak şekilde sanıklar tarafından tapuda işlem yapıldığı bilgisine ulaşılması halinde, bölgenin niteliğinin bilindiği sonucuna varılması gerektiği, aynı şekilde, tescil tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuata göre kararın Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediği araştırılarak, ilan edilmiş olması durumunda da aynı sonucun geçerli olduğu, bu takdirde, Ula Belediye Başkanlığınca gönderilen 16/12/2013 tarihli cevabi yazıya göre, sanıklara ait taşınmazların Muğla İl Özel İdaresi yetki sınırları içerisinde kalmasından dolayı, suç tarihleri itibariyle adı geçen idarenin bünyesinde koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı belirlenerek, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi; yokluğu halinde ise aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca mahkumiyet hükmü tesisi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırmaya dayanılıp, 6498 sayılı Kanun değişikliği hatalı yorumlanmak suretiyle suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.