Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, eksik incelemeye, erteleme ve takdiri indirim maddesinin uygulanması istemine, katılan vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine ve ceza miktarına ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Doktor olan sanığın ...Devlet hastanesinde dahiliye uzmanı olarak görev yaptığı ve olay günü sanığın nöbetçi olduğu, 11.01.2012 günü saat 14:00 sıralarında ...Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne yorgunluk, halsizlik, terleme şikayetleriyle getirilen doğuştan özürlü (el parmakları ve bacaklarının yeterince gelişmediği, konuşma ve duyma engelli) ölenin acil müşahadede konsültasyon olduğunun bildirilmesi üzerine sanık doktor tarafından yapılan dahiliye konsültasyonunda, kol ve bacakları yeterince gelişmemiş, apatik konuşma ve işitme engelli, dehidrate, dilinin kuru olduğu kan, EKG, röntgen tetkiklerinin istendiği, sabaha kadar müşahade altında tutularak kontrol edildiği ve ertesi gün sabah ölenin şuurunun açık olduğu, hasta yakınlarına diyabet hastası olduğunun söylendiği, insülin enjeksiyonuna devam edip edemeyeceklerinin sorulduğu, insülin tedavisini sürdüremeyeceklerini belirtmeleri üzerine oral anti diyabetik (Glifor 850mg 3x1, Diamikron 1x1, Canderel) yazılarak 2-3 gün içinde kontrole gelmeleri önerilerek 12.01.2012 günü sabah saat 08.00 da taburcu edildiği, 12.01.2012 günü saat 16:00 sıralarında tekrar acil servise getirildiğinde kardiyak arrestte olan hastanın genel durumu kötü, entübe, nonkoopere, şuur kapalı, pupiller fiks dilate, mekanik ventilasyon desteği aldığı, tedavisine başlandığı, acil dahiliye konsültasyonu istendiği, dahiliye konsültasyonunda öneriler uygulandığı, yoğun bakımda olan hastaya 23/01/2012 günü hastanın beyin ölümü tanısı konulduğu, hastanın ölümünün diyabetik ketoasidoz ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtilen olayda;... İhtisas Kurulu’nun 08/05/2013 tarihli raporuna göre, hastanın yapılan dahiliye konsültasyonunda (glukoz 587, wbc 18.4) kan şekeri yüksek ve lökositozu olan hastada diabetin metabolik komplikasyonlarının tetikleyicisi olarak idrar yolu enfeksiyonu açısından idrar tetkiki (lökositozi, nitrit (+)liği) yapılmamış olması, diabetik ketoasidoz ve hiperosmolar koma ayrımı için kan gazı ve idrarda ketonun bakılmaması, ilk kez kan şekeri yüksek saptanan, diabet tanısı konan ve metabolik komplikasyonla gelen hastada 4 lü insülin (3 kısa + 1 uzun) tedavisine geçilerek ve hastanın evine eğitim verilmeden taburcu edilmesi nedeniyle sanık doktorun kusurlu olduğu, 11/01/2012 günü acil servise ilk müracaatında yapılan dahiliye konsültasyonunda interne edilerek hastanede uygun tedavisinin yapılıp diabetin metabolik komplikasyonlarına yönelik tedavisinin yapılması durumunda da hastanın kurtulmasının kesin olmadığının bildirilmesi karşısında, ölümün takip ve tedavi kusurundan kaynaklandığının kesin olarak saptanamadığı, ölüm olayı ile sanık doktorun eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığı, bu nedenle sanığın taksirle öldürmeye ilişkin TCK'nın 85/1. maddesi yerine, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin TCK'nın 257/2. maddesiyle cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-Sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 4 ay hapis cezasının, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesi esnasında adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının belirtilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddelerine aykırı davranılması,
2-Sanığın kovuşturma aşamasında; doktor olan sanığın, evli ve iki çocuklu olduğu, aylık kazancının 5.000 TL olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında hükmolunan 17.000 - TL adli para cezasının sanığın ekonomik ve sosyal durumu nazara alınarak hakkaniyete uygun şekilde taksit miktarı belirlenmesi gerekirken taksit miktarına hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.