Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olayın oluş şekli bakımından bir uyuşmazlığın bulunmaması nedeniyle tebliğnamedeki, keşif yapılıp, tarafların kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu alınması gerektiği ile dosya kapsamından mağdurun zararının giderilmemesi karşısında hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması kararı verilirken gösterilen gerekçenin yetersiz olduğu gerekçesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın yönetimindeki kamyonet ile geri manevra yaptığı esnada, kamyonetin arka tarafındaki yayaya çarpıp, mağdur yayanın yaşamını tehlikeye sokacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda,
Meydana gelen kazada; arka tarafını yeterince kontrol etmeden geri manevra yapan sanığın asli kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekirken, sanığın tali kusurlu olduğundan bahisle, sanık hakkında asgari hadden ceza tayin edildiği belirtilip, temel cezanın 5 ay adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
Kabul ve uygulamaya göre de:
TCK'nın 61/8. maddesi uyarınca; adli para cezası hesaplanırken, temel para cezasının gün olarak belirlenmesi, artırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.