Tebliğname No : 12 - 2014/239352
Mahkemesi : Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 22/04/2014
Numarası : 2014/115-2014/274
Suç : Taksirle yaralama
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında, suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi, mahallinde ilavesi mümkün noksanlık olarak kabul edilmiştir.
Oluşa ve dosya kapsamına göre; ön ilerisinde aynı yöne seyreden otomobile arkadan çarparak, biri nitelikli olmak üzere iki kişinin yaralanmasına neden olan ve güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak miktarda 165 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen otomobil sürücüsü sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, tam kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu biri nitelikli iki kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, TCK'nın 89/4. maddesi gereğince 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan yerel mahkemece, temel cezanın 9 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle adalet ve hakkaniyete uygun olmayacak şekilde sanığa az ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 100. maddesi ile CMK'nın 324/4. maddesinde eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.” şeklindeki cümle ile yargılama giderlerinin tahsili bakımından 6183 sayılı Kanun'un 106. maddesine atıfta bulunulduğu, anılan maddede “Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir” düzenlemesine yer verildiği, incelemeye konu dosyada, hüküm tarihi itibariyle yargılama giderleri 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olarak hesaplanmış ise de, hükmün kesinleşmesine kadar yapılan harcamaların tamamının yargılama giderleri kapsamında olması, dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi için yapılan giderin henüz hesaplanmamış olması ve bu giderin hesaplanmasından sonra ortaya çıkan bakiyenin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde hazine üzerinde bırakılabilmesi, bu hususun infaz aşamasında değerlendirilmesinin mümkün olması karşısında, CMK'nın 325/1. maddesi gereğince yargılama giderlerinin mahkumiyetine karar verilen sanıktan tahsili yerine, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olduğundan bahisle CMK'nın 324/4. maddesi gereğince Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına karar verilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin suç vasfına, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ve tayin olunan adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilirken, uygulanan kanun maddelerinin fıkralarının ve bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi esnasında uygulanan kanun maddesi ile fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine, adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle de TCK'nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
2- Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde hükmün açıklanacağını öngören CMK'nın 231/11. maddesi gözetilmeksizin, taksirli suçtan dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilen sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın açıklanması için mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 1 numaralı bölümünün 6. paragrafının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine, “Sanığa hükmedilen 10 ay hapis cezasının, TCK'nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca, sanığın ekonomik durumu ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurulup, 1 gün karşılığı takdiren 20,00 TL olarak belirlenerek, sanığın neticeten 300 gün karşılığı 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibarelerinin ilave edilmesi, hükmün 1 numaralı bölümünün 7. paragrafındaki, “5237 sayılı TCK.nun 52.maddesi” ibaresinin, “TCK'nın 52/4. maddesi” şeklinde değiştirilmesi, hükmün 1 numaralı bölümünün 10. paragrafının hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle, eleştirilen hususlar dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy