Tebliğname No: 12 - 2014/264034
Mahkemesi : Mucur (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi: 06/05/2014
Numarası: 2013/71-2014/79
Suç: Taksirle yaralama
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılma isteminde bulunmasına rağmen, bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikayetçinin, CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkının bulunduğu, yaralanması nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve vekili aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan şikayetçinin CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusur durumuna, asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin isabetsiz olduğuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına, katılan vekilinin kusur durumuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK'nın 61/1. maddesinin (f) bendinde yer alan “failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
2- Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın yönetimindeki kamyonet ile açık havada, gece vakti, aydınlatması bulunmayan meskun mahal dışında, orta refüjle bölünmüş, tek yönlü, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, düz devlet yolunun sağ şeridini takiben seyir halindeyken, gidiş istikametine göre yolun sol tarafından, uygun ortamı beklemeyip, araçlara ilk geçiş hakkını bırakmayarak, yolun sol tarafından sağ tarafına karşıdan karşıya geçmek için kontrolsüzce taşıt yoluna giren ve 7 metre genişliğindeki yolun büyük kısmını kateden 84 yaşındaki katılan mağdura, aracının sağ ön kısımlarıyla önlemsizce çarptığı olayda, sanığın tali kusurlu olduğunun tespit ve kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ise de, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, tali kusurlu eyleminden dolayı mağdur yayanın yaşamını tehlikeye sokacak, hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak, duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, TCK'nın 89/1. maddesi gereğince, 3 ay ile 1 yıl arasında hapis veya 90 gün ile 365 gün arasında adli para cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan yerel mahkemece, olayın oluş şekli ve sonuçlarına uygun olmayacak şekilde, temel cezanın 150 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle adalet ve hakkaniyete uygun olmayacak şekilde sanığa az ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy