Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat
Hüküm: Davanın reddi
Davacıların tazminat taleplerinin reddine ilişkin hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davalar, 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemlerine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 esas ve 2010/57 sayılı kararında, 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacıların haberdar olmasının arandığı, ancak adı geçen kararda tazminat davalarının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama bulunmamakla birlikte, hiçbir hakkın sonsuza dek dava konusu yapılamayacağı, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gereken bu talebin de makûl bir süre içinde dava konusu edilmesi gerektiği, dava süresi açısından en lehe kabul ile Borçlar Kanununun 60. maddesindeki sürenin kabulünün gerektiği ve her koşulda davanın 10 yıllık süre içinde açılması gerektiği kabul edilmekle kanun dışı yakalanan veya tutuklananlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın verilmesinden itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466 sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyeceği, bu kapsamda incelemeye konu olan tazminat davalarına dayanak teşkil eden ... Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1993/2447 hazırlık, 1993/368 karar sayılı soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın; 27.07.1993 tarihinde verildiği, davaların 05.09.2012 tarihinde, 10 yıl dolduktan sonra açıldığının anlaşılması karşısında, süresinde açılmayan davaların reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla;
Yapılan incelemeye, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin, kesinleşmiş karar tebliğine, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 02.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.