Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç:Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm:TCK'nın 179/3-2, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 50. ve 51. maddelerinin her ikisinin de kişiselleştirme kurumu olduğu ve birbirlerine karşı öncelikleri bulunmadığı; lehe hükümlerin uygulanmasını talep eden ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini talep eden sanık hakkında hükmolunan sonuç cezanın 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi uyarınca paraya çevrilmiş olması karşısında, tebliğnamedeki “erteleme hükümlerinin sanık lehine olup olmadığının tartışılmaması” düşüncesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.06.2008 tarih, 2008/2-149 esas, 2008/163 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, koşullu bir düşme nedenini oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiği; ayrıca, CMK’nın 231. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, hükmedilen hapis cezasının TCK'nın 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve aynı Kanunun 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin düzenlemelere göre daha lehe olduğu gözetilmeden, CMK’nın 231. maddesinin 7. fıkrasına hatalı anlam verilerek; mağdurun şikayetinden vazgeçtiği ve maddi bir zararının belirlenmediği olayda, yargılama sürecindeki pişmanlığından dolayı takdiri indirim maddesi uygulanarak cezasında indirim yapılan, kişilik özellikleri olumlu değerlendirilerek, hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilen sabıkasız sanık hakkında, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi nedeniyle CMK'nın 231/7. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanamayacağına karar verilmiş ise de, sanığın, 02.10.2013 günlü oturumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini istemediğini ifade etmesi karşısında, CMK'nın 231. maddesinin uygulanma olanağının bulunmaması sebebiyle bu husus bozma konusu yapılmamış; gerekçeli karar başlığından suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi, mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suçun unsurlarının oluşmadığına ve eksik incelemeye ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında tayin olunan adli para cezası taksitlendirilirken, taksit sayısının dörtten az olamayacağının gözetilmemesi suretiyle TCK'nın 52/4. maddesine aykırı hareket edilmesi,
2- 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanunun 100. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesinde eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.” şeklindeki cümle ile yargılama giderlerinin tahsili bakımından 6183 sayılı Kanunun 106. maddesine atıfta bulunulduğu, anılan maddede “Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir” düzenlemesine yer verildiği, incelemeye konu dosyada yargılama giderlerinin 8 TL olduğu ve CMK'nın 324/4. maddesi uyarınca bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “üç (3)” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “4” ibaresinin eklenmesine, hükmün 6. bendinde yer alan “sanıkdan tahsili ile hazineye irat kaydına” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “CMK'nın 324/4. maddesi gereğince hazine üzerinde bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.