Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç:Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm:TCK'nın 179/3-2, 62, 50/3, 50/1-a, 52/4, 50/6. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK'nın 50/3. maddesinde, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının TCK'nın 50/1. maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceğinin hüküm altına alındığı, adli sicil kaydında bir çok mahkumiyeti bulunan 1976 doğumlu sanığın, son olarak kasten yaralama suçundan 18.10.2012'de yerine getirilmiş 6 ay hapis cezası mahkumiyetinin bulunduğu, bu itibarla, TCK'nın 50/3. maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleşmediği gözetilmeksizin, sanık hakkında tayin olunan 25 gün hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine, başkaca bir gerekçe gösterilmeden TCK'nın 50/3. maddesindeki düzenleme gereği, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmiş olması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma konusu yapılmamış; gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi; mahallinde tamamlanabilir yazım eksikliği olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, lehe hükümlerin uygulanmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiğine ve eksik incelemeye ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi sırasında uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2- TCK'nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 26/02/2008 tarih 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK'nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği, somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “günlüğü” ibarelerinden önce gelmek üzere “TCK'nın 52/2. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi, hükmün 5. bendinin hükümden çıkartılması, hükmün 6. bendinin numarasının “5” olarak değiştirilmesi ve sonraki bentlerin buna göre tesesül ettirilmesi suretiyle, eleştirilen husus dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.