Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal, Hakaret, Kasten yaralama
Hüküm : 1- TCK'nın 132/1, 62, 50/f. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- TCK'nın 125/1-4, 129/1, 62, 50/f maddeleri uyarınca mahkumiyet
3- TCK'nın 86/2, 62, 50/f. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Haberleşmenin gizliliğini ihlal, hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Hakaret ve kasten yaralama suçlarından temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, kız arkadaşı olan katılanın, okuduğu okula giderek sınıfta katılanla tartıştığı ve katılanın hakareti üzerine katılana “kahpe” diyerek hakaret edip katılanı tekme ve tokatla vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte kasten yaraladığı, atılı suçların bu şekilde sübut bulduğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, eksik araştırmaya, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, takdiri hafifletici yasa hükümlerinin uygulanmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, eksik araştırmaya, takdiri hafifletici yasa hükümlerinin uygulanmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, kız arkadaşı olan katılanın kimlerle görüştüğünü öğrenmek için rıza olmaksızın cep telefonunu elinden alarak içeriğine baktığı olayda; TCK'nın 132/1. maddesindeki suçun konusunun, haberleşme içeriği olup söz konusu suçun, belirli kişiler arasındaki haberleşme içeriğinin hukuka aykırı biçimde öğrenilmesiyle oluşacağı, haberleşmenin gizliliğinden söz edebilmek için, kişiler arasında haberleşme olarak isimlendirilebilecek bir iletişimin olması, en az iki kişi arasında bir haberleşme vasıtası olması ( telefon, mektup, e-posta vb.) ve tarafların bu haberleşmeyi gizlilik önlemlerini alarak yapması gerektiği, katılanın, kim ile, ne zaman, hangi sıklıkla, hangi süreyle görüştüğüne ilişkin bilgiler kişisel veri kapsamında olup haberleşme olarak nitelendirilemeyeceği; TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu yönünden değerlendirme yapıldığında, bu suçun oluşabilmesi için de kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerektiğinden, kişisel verileri kaydetmeden duyu organları aracılığıyla öğrenen sanığın eyleminin, TCK'nın 134/1-1.cümlesine uyan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu ve sanığın bu suçtan sorumlu tutularak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek olayda uygulama yeri bulunmayan aynı Kanunun 132/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken suçun işleniş biçimi ve kastın yoğunluğu gözetilip TCK'nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. maddesi gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy