Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, tehdit
Hüküm :Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan; TCK'nın 179/2, 62, 50/1- a. maddeleri gereğince mahkûmiyet,
Tehdit suçundan; TCK'nın 106/1-son, 62, 52, 54. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve tehdit suçlarından sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Kanununun 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 14/3-a maddesi gereğince Ceza Daireleri arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirmenin esas alınması ve 14/3-b maddesi uyarınca çeşitli suçlara ait davalarda, suçların en ağırını incelemeye yetkili olan dairenin görevli olması nedeniyle Yargıtay Kanununun 6110 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 14. maddesi uyarınca hazırlanan 24.01.2014 gün ve 2014/1 sayılı Yargıtay Büyük Genel Kurul kararı gereğince temyize konu hükümlerin incelenmesi, mahkemenin tehdit suçuna ilişkin nitelendirmesi ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu için kanunda öngörülen ceza süresi itibariyle Dairemizin görev alanı girdiği kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.03.2010 gün ve 237-51; gün ve 213-227; 06.12.2011 gün ve 227-247; 01.10.2013 gün ve 231-396 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, 04.06.1936 gün ve 12-14 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında, zoralım kararlarının temyiz edilebilme sınırlarının saptanmasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının esas alınması gerektiğinin, bugüne kadar istikrarlı olarak devam eden bu uygulamanın 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesinden sonra değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığının belirtilmesi, karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Mahkemesi Yasasının 427. maddesinde, 21.07.2004 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 2-c maddesi ile yapılan değişiklikle "40 milyon" TL olan kesinlik sınırının "1 milyar" TL'ye çıkarılması, Ek-4. maddesinde ise müteakip yıllar için kesinlik sınırının 213 sayılı Vergi Usul Yasasının mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirleneceğinin hüküm altına alınması, karar tarihinin 03.06.2013 olduğu somut olayda temyiz edilebilirlik sınırının 1.690 TL olması, 26.09.2004 gün ve 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değişik HUMK'nın 428. maddesindeki kesinlik sınırının ise ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlamasından sonra uygulama alanı bulabilmesi ve somut olayda uygulama yerinin bulunmaması, mahkemece zoralımına karar verilen bir adet Hackler Koch marka tabancanın bilinen değeri itibariyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Mahkemeleri Yasasının 427. maddesindeki kesinlik sınırını aştığı anlaşıldığından tebliğnamede, tehdit suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin miktar itibariyle kesin olduğu
gerekçesiyle reddi yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiş; silahla tehdit suçunun oluşması için failin bu silahın korkutucu gücünden gerek silahı mağdura doğrultmak ve gerekse de üzerinde taşıdığı silahı teşhir etmek suretiyle faydalanmış olmasının yeterli olması karşısında, sevk ve idaresindeki otomobille İstanbul ilinden Ankara ili istikametine doğru seyir halinde bulunan sanığın, önünde sevk ve idaresindeki otomobille seyreden mağdurun aracını sıkıştırdığı, aracın sağından sollama yaptığı, daha sonra aracının camını indirerek mağdura silah doğrulttuğu, bu esnada her iki aracın fiziksel temas nedeniyle zarar gördüğü, silahı mağdura doğrultan sanığın eyleminin silahlı tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin sanık hakkında TCK'nın 106/2-a maddesi yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma konusu yapılmamış; gerekçeli karar başlığında CMK'nın 232-2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir yazım eksikliği olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin suçun unsurlarının oluşmadığına, ertelemeye, müsadereye, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve eksik incelemeye ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hükümde, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi sırasında uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının A-3. bendinde yer alan “günlüğü” ibaresinden önce gelmek üzere “TCK'nın 52/2. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK, tehdit suçundan verilen hükmün ise, isteme aykırı olarak doğrudan ONANMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy