Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının 27.02.2013 tarihli dilekçesi ile bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını belirterek 466 sayılı Kanun gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece reddine ilişkin hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasına dayanak teşkil eden Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2004/34 Esas – 2008/99 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacı hakkında 29.05.2008 tarihinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacının Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2004/34 Esas – 2008/99 Karar sayılı ceza dosyasında tutuklu kaldığı sürenin 21.06.2012 tarihinde infazı yapılmakta olan hapis cezasından mahsubunu talep ettiği ve Simav Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/273 değişik iş sayılı kararıyla 02.07.2012 tarihinde mahsup talebinin kabul edildiği, bu suretle davacının hakkında verilen beraat hükmü kesinleştiğinden 21.06.2012 tarihi itibariyle haberdar olduğu, buna karşın davanın ise 27.02.2013 tarihinde açıldığı, bu nedenle tazminat davasının 466 sayılı Kanunda öngörülen 3 aylık sürede açılmadığının anlaşılması karşısında, davacının bu şekilde dava açmasının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” şeklinde düzenleme bulan dürüstlük kuralına aykırı olduğu da belirlenerek, açıklanan bu nedenlerle davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde CMK’nın 141. maddesine göre 1 yıllık sürede açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi sonucu itibariyle doğru gerekçesi itibariyle hatalı kabul edilmekle,
Yapılan incelemeye, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacının tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hüküm fıkrasında uygulama maddesi gösterilmeyerek CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, davalı hazine yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmaması ve davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, davalının yargılama giderlerinden sorumlu olamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 1. bendinde yer alan “reddine” ibaresinden önce gelmek üzere “5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi gereğince” ibarelerinin, hükmün 2. bendinin hükümden bütünüyle çıkartılarak yerine 2. bent olarak “Yapılan yargılama giderlerinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına.” ibarelerinin ve hüküm fıkrasına 3. bent olarak “Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre karar tarihinde geçerli olan 2.640 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.