Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Hüküm : Beraat
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında sanık müdafinin yazılmamış olması, mahallinde ilavesi mümkün noksanlık kabul edildiğinden, bozma nedeni olarak görülmemiştir.
Dosya kapsamına göre, resmi nikahlı eşinin ailesi tarafından evliliklerine sürekli müdahalede bulunulması ve eşi ile eşinin ailesinin olumsuz tutum ve davranışlarından dolayı evlilik birliğinin ve müşterek hayatın çekilmez hale geldiğini iddia eden sanığın, ileride açacağı boşanma davasında delil olarak sunabilmek için, kayınvalidesi olan katılanla yaptığı 14.08.2012 tarihli telefon görüşmesini gizlice kaydedip, ardından bu kaydı içeren CD'yi, katılanın bilgisi ve rızası dışında, eşi aleyhine açtığı boşanma davasında, vekili aracılığıyla mahkemeye sunduğu olayda;
Sanığın tarafı olduğu telefon görüşmesini kaydetmesi nedeniyle üzerine atılı TCK'nın 132/1-2. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği,
Sanığın, haberleşme içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD'yi, görülmekte olan dava dosyasına delil olarak vermesi biçimindeki eylemleri, TCK'nın 134/1-2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve aynı Kanunun 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebilir ise de, şikayete konu telefon görüşmesinin yer aldığı CD'nin çözümüne ilişkin bilirkişi raporuna ve tarafların beyanlarına göre, kayda alınan görüşme sırasında, katılanın özel yaşam alanına dahil ve onun özel hayatının gizliliğini ihlal edecek bir husus konuşulmadığı gibi, kayda aldığı telefon görüşmesini, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı veya kaydı içeren CD'yi çoğaltarak başkalarına dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği de nazara alındığında, sanığın eylemlerinin anılan suçları da oluşturmayacağı anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. paragrafının, “Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine”, şeklinde değiştirilmesi ve hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy