Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm :TCK'nın 179/3-2, 62, 50/1-a, 52, 52/4. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık ve katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Katılanın temyiz isteminin incelenmesinde;
Kaza sonucu yaralanması nedeniyle katılan sıfatı alan ...'ın, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz dilekçesinde, bizzat kendisinin ceza almasını gerekçe gösterdiği, sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz iradesini gösterir bir ibareye yer vermediği anlaşıldığından 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince, katılanın temyiz isteminin REDDİNE,
2- Sanığın temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre, sanığın, sübuta ve eksik incelemeye ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olay günü gece saat 03:30 sıralarında açık havada, meskun mahalde, 2 yönlü, 7 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, hafif virajlı yolda idaresindeki otomobille, yanında arkadaşı katılan ... da bulunduğu halde seyir halinde bulunan sanığın, virajı alamayarak direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve seyrine göre sağ taraftan yol dışı kalarak aracı şarompole devirmesi şeklinde gelişen ve ...'ın, hayati tehlike geçirecek, iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalık veya bitkisel hayata girmesine neden olacak, konuşma yeteneğinin kaybolmasına neden olacak şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda; sanık hakkında düzenlenen adli raporda, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek derecede aşırı alkollü olduğunun belirtilmesi nedeniyle eylemin bilinçli taksirle işlendiği, mağdurdaki yaralanmanın nitelikli olması ve suçun bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle TCK'nın 89/5. maddesi gereğince suçun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olmadığı, dolayısıyla, mağdurun soruşturma aşamasında sanıktan şikayetçi olmadığına dair beyanının hukuki değerden yoksun olduğu, kaldı ki, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan kovuşturmaya yer olmadığına da karar verilmediği ve düzenlenen iddianamede
mağdurun yaralanmasından söz edilerek kamu davası açıldığı anlaşıldığından, Boğazlıyan Toplum Sağlığı Merkezi doktoru tarafından düzenlenen 02.12.2012 tarihli raporda, mağdurun iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalık veya bitkisel hayata girmesine, konuşma yeteneğinin kaybolmasına neden olacak şekilde yaralandığı belirtilmiş ise de, mağdur beyanının duruşmada alınması ve konuşma yeteneği ile ilgili duruşma tutanağına yansıyan bir ibareye yer verilmemesi karşısında, öncelikle katılanın yaralanmasıyla ilgili olarak Adli Tıp Kurumundan, yaralanmanın TCK'nın 89. maddesinde belirtilen yaralanma türlerinden hangileri kapsamında kaldığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde kesin olarak belirlenmesinden sonra sanığa CMK'nın 226. maddesi uyarınca TCK'nın 89/1, 89/2-3, 22/3. maddelerinden ek savunma hakkı verilerek sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında tayin olunan adli para cezasının taksitlendirilmesinde taksit aralığının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/4. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. ve 326. maddeleri uyarınca, sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı da gözetilerek, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy