Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Beraat
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından açılan davaların yapılan yargılaması sonunda, mahkemece, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat hükmü kurulup, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ile ilgili bir karar verilmediği anlaşıldığından, bu suçla ilgili olarak, zamanaşımı süresi içinde mahkemece bir karar verilmesi mümkün görülerek, sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne hasren yapılan temyiz incelemesinde:
Dosya kapsamına göre, ... Kulübü... Tesisleri müdürü olarak görev yapan sanığın, anılan kulübün başkanı olan katılan ile aynı kulübün sağlık merkezini işleten tanık ...'yı, kendi kullanımına tahsis edilen ...'taki evde bir araya getirip, katılan ve tanık ...'nın cinsel içerikli çıplak görüntülerini, oda içerisine gizlediği kameralar aracılığıyla kaydettiği, yönetim kurulu tarafından iş akdinin fesh edilmesi üzerine de, 2010 yılı Ağustos ayında, söz konusu görüntülerden elde ettiği iki adet fotoğrafı katılana gönderdiği iddiasına konu olayda;
Şikayete konu iki adet fotoğrafın birinde; yatak üzerine sırtüstü uzanmış çıplak bir erkeğe, ayakta olup, her iki elini erkeğin sırtına koymuş çıplak bir kadın, diğerinde; yatak üzerine yüzüstü uzanmış çıplak bir erkeğin bel bölgesine doğru kapanmış çıplak bir kadın olduğu görülmekte ise de, çekim açısı ve görüntülerdeki bulanıklıktan dolayı fotoğraftaki kişilerin kimliğini ve mekanı açık ve net bir biçimde belirlemenin mümkün olmaması,
Katılanın, sanığın, 2007 ve 2008 yılında, “Başkanım, sizin beliniz ağrıyor, size masaj yaptırayım.” dediğini, ardından dayısına ait boş olan eve kendisini götürdüğünü, ... adlı bir bayanın gelip, kendisine masaj yaptığını, 2010 yılı Ağustos ayında kendisine gönderilen fotoğraflardan, sanığın masaj yapılan odaya gizli kamera yerleştirerek, özel görüntülerini ele geçirdiğini anladığını iddia etmiş ise de;
Tanık ...'nın, katılanı 2002 yılından beri tanıdığını ifade etmesi, adı geçen tanığa, duruşmanın 29.05.2012 tarihli oturumunda, soruşturma dosyasında yer alan ve iddianameye dayanak teşkil eden fotoğrafların renksiz fotokopisi gösterildiğinde, “Bu fotoğraflardaki kişi ben değilim, fotoğraflar ve fotoğraftaki mekan benim bildiğim bir yer değildir.” şeklinde, hemen ardından, katılan vekili tarafından, renkli örnekleri sunulduğunda,“Fotoğraftaki bayan benim, fotoğraftaki erkek katılan, fotoğraftaki mekan sanığın evidir.” şeklinde birbirine tamamen zıt anlatımda bulunması, duruşmada alınan beyanının başında, katılanla sadece sanığın evinde birliktelik yaşadığını, devamında, katılanın kulüpteki odasında da birlikte olduklarını ifade etmesi, katılanla cinsel yakınlık boyutuna varacak şekilde arkadaşlık ilişkisi içerisine giren tanığın konumuna nazaran, taraflı ve kendi içerisinde çelişkili anlatımlarına itibar edilemeyecek olması;
Kulübün ikinci başkanı olan tanık İlhami, sanığın, 2010 yılı içerisinde, kendisine, “Kulüp başkanı beni işten çıkaramaz, elimde onun mahrem yerlerini gösteren resimler var.” dediğini ifade etmiş ise de, katılanın genel başkan sıfatıyla imzasını taşıyan 17.04.2009 tarihli belge örneğinden ve sanığın savunmasından anlaşılacağı üzere, sanığın iş akdi, yönetim kurulu tarafından, 14.04.2009 tarihinde fesh edilmiş olup, 2009 yılında işine son verilen sanığın, 2010 yılında, tanığın sözünü ettiği konuşmaları yapması, makul ve mantıki olmadığı gibi, Ulusal Yargı Ağı Sisteminde kayıtlı olan Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/300 esas sayılı dosya içeriğine göre, sanığın, yönetim kurulu tarafından dernek üyeliğine hukuka aykırı olarak son verilerek, üyelikten kaynaklanan haklardan ve tesislerden yararlanmasına engel olunduğu iddiasıyla 25.06.2010 tarihinde kulüp aleyhine dava açmış olması ve tanık ...'nin yönetim kurulundaki pozisyonu dikkate alındığında, adı geçen tanığın beyanlarının, samimi ve tarafsız olduğunun kuşkulu olması, sanık müdafiinin 07.02.2012 hakim havaleli dilekçesinde de, derdest dava dosyalarından dolayı tanık... ile sanık arasında husumet bulunduğunun belirtilmesi,
Kulüpte müdür yardımcısı olarak çalıştığını ve 2008 yılında emekli olduğunu ifade eden tanık ..., tanık ...'nın sahibi olduğu firma tarafından kulübe güvenlik kameraları döşendiği 2001 yılında, ismini hatırlamadığı bir firma çalışanının, hiç sormadığı halde, sanığın kendisini ...'taki bir eve götürdüğünü, bu evdeki klimanın, lambanın ve saatin içerisine kamera yerleştirdiklerini anlattığını, hatta sanığın da kendisine, “Ben başkanın poposunun resmini çektim.” dediğini beyan etmiş ise de, kulübe kamera döşenirken bizzat kendisinin de çalıştığını ve o tarihte sanığı tanımadığını ifade eden tanık ...'nın, sanıktan aldıkları talimatla herhangi bir yere gizli kamera yerleştirmediklerine dair beyanına ve gizli kamera düzeneği kuran ve kurduran kişilerin, işin mahiyeti gereği, bu hususu uluorta konuşmalarının, hayatın olağan akışına aykırı olmasına nazaran, tanık ...'nin, yer, zaman ve mekan bakımından yeterli açıklık içermeyen soyut anlatımına dayalı olarak sanığa atılı eylemin sübut bulduğu sonucuna varılamayacak olması,
Kulüpte katılanın şoförü olarak görev yapan tanık ...'un, katılanda, şikayete konu görüntülerin kaydedildiği iddia olunan evin anahtarının bulunduğuna, söz konusu evin temizlik işini yapan tanıklar ... ve ...'ın, evin anahtarını tanık ...'den aldıklarına dair anlatımlarına, katılanın duruşmanın 15.11.2011 tarihli oturumundaki, “Ben eve gittiğimde, evde çoğunlukla ... oluyordu, bazen de başka kadınlar oluyordu. Onlar hem masaj yapıyordu, hem de cinsel birliktelik yaşıyorduk. ...Kulubündeki bir nolu odada da masaj oluyordum.” şeklindeki ifadesine göre, sanık tarafından kullanımı katılana tahsis edilen ...'taki evin anahtarının başka kişilerin de eline geçtiği ve tanık ... dışında başka kadınların da zaman zaman bahse konu evde oldukları dikkate alındığında, sanığın babasına ait olduğunu ifade ettiği bu evin, sadece sanığın kontrolünde olan bir mekan olduğunu ve görüntülerin sadece evin içerisine yerleştirilen gizli kamera düzeneği ile elde edilebileceğini kabul etmenin mümkün olmaması,
Soruşturma aşamasında, sanığın kullanımındaki bilgisayar ve telefon üzerinde yapılan inceleme sonunda, şikayete konu fotoğraflara ilişkin herhangi bir görüntü kaydının tespit edilmemiş olması,
Katılan vekili tarafından duruşmada ibraz edilen renkli fotoğraflarla aynı zarf içerisine konulan belgeler incelendiğinde; cinsel çağrışım yapan bir resmin olduğu fotokopiden ibaret sayfa üzerinde, el yazısıyla, “... ...'daki evde ve kulüpteki anılarımızı sana iade ediyorum.....”, bilgisayarda yazılan diğer bir sayfada, “İkinci mektubumda yazdığım gibi, benden aldıklarını bana iade etmediğin takdirde, bütün yapmış olduğun kirli işleri, eşine ve oyun arkadaşlarına, daha sonra da Twitter'da paylaşıma sunacağım. Sana 15 gün müsaade....”, yine bilgisayarda yazılan başka bir sayfada, “Senin bana sakla diye verdiğin Yardımcın... ye ait... Otelinde bir ... bayanla beraberliğin ve sapık isteklerin de Twitter'da yayınlanacak.” ibarelerine yer verilmiş olup, katılanın yerleşim yerinin..., sanığın ...l olmasına, sanığın isminin baş harflerinin “....” olmamasına, tanık ...'nın şikayete konu fotoğraflardaki kadının kendisi olup olmadığı hakkında duruşmada alınan çelişkili beyanına, dosyaya sunulan fotoğrafların yukarıda özetlenen özelliklerine nazaran, şikayete konu görüntülerin, sanık tarafından kullanımı katılana tahsis edilen ...'taki evde kaydedildiği ve kayıttaki kadının tanık ... olduğu hususunun şüpheli olması karşısında;
Sanığın, yaklaşan kulüp başkanlığı seçimi öncesinde, rakibi olan katılanın, kendisini yıpratmak amacıyla, önceye dayalı husumeti olan tanıklardan yardım alarak, iddiaya konu suçlamada bulunduğuna ve atılı suçu işlemediğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla;
Tebliğnamedeki, “Katılanın cinsel yaşamına ilişkin görüntülerin sanığın evinde kaydedilmiş olduğunun belirlenmesine, tanıklar ... ve ...'nin, sanığın kendisinde katılana ait görüntülerin bulunduğunu belirttiğini ifade etmelerine, tanık ...'nın, görüntülerdeki kadının kendisi olduğunu ve sanığın evinde çekilmiş olduğunu belirtmesine göre, sanığın kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme suçunu işlediğinin sübuta erdiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,” nedeniyle hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasına, “3- Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. maddesi gereğince, 1.200 TL maktu vekalet ücreti tayin edilmesine” bendinin ilave edilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan beraate ilişkin hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy