Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : 6136 sayılı Kanuna aykırılık, Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hükümler : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan: 6136 sayılı Kanun'un 13/4, TCK'nın 62, 50/1-a, 52/2, 52. maddeleri gereğince mahkumiyet
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan: TCK'nın 136/1, 43, 62, 58, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, Kadıköy 2. Sulh Ceza Mahkemesinin önleme araması kararına istinaden kolluk görevlilerince 13.05.2008 tarihinde yapılan yol kontrolü sırasında aracı durdurulan arkadaşının telefonla araması üzerine olay mahalline gelen sanığın otomobilinde yapılan aramada, poşet içerisinde, 9 mm. çaplı MKE yapımı 6 adet dolu fişeğin ele geçirildiği ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığının 14.05.2008 tarihli ekspertiz raporuyla söz konusu fişeklerin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz fişeklerden olduğunun tespit edildiği olayda;
Sanığın, söz konusu fişeklerin, işletmekte olduğu restauranta gelen... isimli uzman çavuşa ait patlamayan fişekler olduğuna dair savunması, tanık...'un kovuşturma aşamasında alınan beyanı ve 14.05.2008 tarihli ekspertiz raporuyla doğrulanmadığı gibi, “Tanık...'un restauranttan ayrılırken fişekleri masada unutması nedeniyle bu fişekleri müsait bir yerde atmak üzere poşet içerisine alıp, aracına koyduğuna”, “Tanık...'un fişekleri yere atmak istemesi üzerine çocuklar korkar düşüncesiyle elinden aldığı fişekleri müsait bir yerde atmak üzere aracına koyduğuna”,“Tanık...'a kullanmak üzere aracını vermesi nedeniyle fişeklerin aracında bulunduğuna” ilişkin aşamalarda kendi içerisinde çelişkili, inandırıcılıktan uzak soyut savunmalarına da itibar edilemeyeceği anlaşılmakla,
Ayrıca; Dairemizce de benimsenen ve süreklilik kazanan uygulamaya göre, 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak sayılan 51 adetten az mermi taşıma veya bulundurma eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 13/4. madde ve fıkrasındaki suçu oluşturacağı nazara alındığında,
Yerel mahkemenin sanığın üzerine atılı eylemin sübut bulduğuna ve eylemin hukuki nitelendirmesine yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin eksik incelemeye, hukuka aykırı delillere dayalı olarak mahkumiyet hükmü kurulduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmedilen adli para cezalarının taksitlendirilmesi sırasında, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin kararda belirtilmemesi suretiyle TCK'nın 52/4. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; (2) numaralı hükmün (G) harfiyle gösterilen paragrafının sonuna gelmek üzere, hükme, “Taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa bildirilmesine,” ibarelerinin ilave edilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında, “bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası” öngörülmüş iken, hükümden sonra 06.03.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4. maddesi ile TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasındaki “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiştir. Sanık hakkında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan düzenleme uyarınca temel ceza asgari hadden uzaklaşılarak 1 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edilip, neticeten 1 yıl 6 ay 25 gün hapis cezasına hükmedilmesi ve hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olması karşısında, hüküm tarihinden sonra yapılan değişikliğin açıkça sanık aleyhine sonuç doğuracağı anlaşıldığından; tebliğnamedeki, 6526 sayılı Kanun'la TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca sanık lehine olan hukuki durumun tespiti ile yeniden hüküm kurulmasında zorunluluk bulunduğundan bahisle hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında düzenlenen 06.06.2008 tarihli iddianamede; Kadıköy 2. Sulh Ceza Mahkemesinin önleme araması kararına istinaden sanığın otomobilinde kolluk görevlilerince yapılan aramada, 1 adet siyah renkli rado marka çanta içerisinde bilahare numaralandırılan 106 adet evrak, ajanda ve CD'nin ele geçirildiği, 15.05.2008 tarihli belge inceleme tutanağına göre, ele geçirilen belgelerin bazı gerçek veya tüzel kişilere ait kişisel bilgileri içerdiği ve bu bilgilerin hangi şekilde ve ne amaçla temin edildiğinin de saptanamadığı belirtilerek sanığın TCK'nın 136. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılmasının talep edildiği olayda;
Olay tarihinde, polis memurları tarafından tanzim edilen 13.05.2008 tarihli tutanakta; sanığa ait otomobilde, siyah renkli rado marka deri çanta içerisinde 106 adet kırmızı renkli kalemle numaralandırılmış evrak, ajanda ve CD'nin ele geçirildiğinin belirtildiği,
İddianamede atfı yapılan 15.05.2008 tarihli belge inceleme tutanağında ise; sanığa ait otomobilde rado marka çanta içerisinde evrak ve ajandanın ele geçirildiği; ayrıca, sanığın ikametinde yapılan aramada, içerisinde çeşitli evrak, gazete ve fotoğrafların bulunduğu siyah renkli evrak çantasının bulunduğu belirtilerek, iki adet çanta içerisindeki belgelerin numara verilerek sıralandığı,
15.05.2008 tarihli belge inceleme tutanağında “1-114” sıra numarasıyla sıralanan belgeler içerisinde, bazı kişilerin özgeçmişleri, adresleri, görevleri, telefon numaraları, bazı şahıslarla ilgili nüfus cüzdanı, pasaport, vekaletname, tapu senedi ve sigorta poliçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığının mütalaası içeren belgelerin fotokopileri, resimler, bilgi notları, bazı kişiler hakkındaki yerel mahkeme ve Yargıtay kararları ile iddianame ve müddetname örneği, bazı iş adamlarının sahibi oldukları şirket isimleri ve kişisel bilgileri, 6 erkek şahsın üstsüz ve balerin kıyafeti ile dans ederken çekilmiş fotoğrafı, “Efendim” başlıklı ve “Saygılarımla” şeklinde sona eren mektup, sanığa ait nüfus cüzdan fotokopisi, gazete küpürü, bazı kişiler hakkında bir dergide yayımlanan veya yabancı dilde yazılmış yazılar, google arama motorundan bazı şahıs ve firmalarla ilgili arama yapılması sonucu elde edilen bilgisayar çıktıları, bir internet sitesinden temin edilen Türkiye'deki çeşitli iş kollarında yer alan şahısların isimlerinin Sabetayist olarak alfabetik şekilde sıralandığı liste, nükleer santral ile ilgili el yazısı ile yazılmış not kağıdı, üzerinde arsa metrekareleri ve arsa pafta numaraları yazılı belge fotokopisi gibi çok sayıda evrakın bulunduğu anlaşılmakla,
İddianamede dava konusu edilen, adli amenatin 2008/2183 sırasında kayıtlı 106 adet evrak, ajanda ve CD'nin ve içeriklerinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenip, bunların ve içeriğinde yer alan bilgilerin kime ya da kimlere ait olduğu, bu belgelerde ve CD'de yer alan bilgilerin hangilerinin ne şekilde sanık tarafından ele geçirildiği, verilerinin ele geçirildiği iddia olunan kişilerle sanık arasında kişisel ya da ticari bir ilişki bulunup bulunmadığı tespit edilerek, sanığın, yedinde bulunan bazı belgelerin, emlak komisyonculuğu yapması ve restaurant işletmesinden dolayı müşterileri tarafından kendisine verildiğine ve 15.05.2008 tarihli belge inceleme tutanağındaki 114 evrakın 95'inin olay tarihinde avukatları olan Mustafa ve Mustafa Haşim adlı kişilere ait olduğuna dair savunmasının doğruluk derecesi de açıklığa kavuşturulup, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, “Sanığın aracında rado marka çanta içerisinde çıkan 106 adet evrak, ajanda ve CD bulunduğu, bu evraklarda başkalarına ait kişisel bilgiler bulunduğu, sanığın bu evrakları toplayıp, saklayarak başkalarına ait kişisel verileri hukuka aykırı olarak bulundurduğunun anlaşıldığı” şeklinde, hangi kişi ya da kişilerin hangi bilgilerinin hangi nedenle kişisel veri olarak kabul edildiği ve sanık tarafından hangi bilgi ve belgelerin ne şekilde hukuka aykırı olarak ele geçirildiği açıklanmaksızın, sanığa ait nüfus cüzdan fotokopisi ya da gazete küpürü gibi bazı belgelerin düzenleniş şekli ve içeriği itibariyle başkalarına ait kişisel veri olarak kabul edilemeyeceği de gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de:
1- Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, aynı suçu, hangi mağdura karşı birden fazla defa işlediği tartışılmaksızın, “Sanığın eylemi birden fazla yaptığından” şeklindeki gerekçeden yoksun ibareye dayalı olarak, zincirleme suç hükmünü düzenleyen TCK'nın 43. maddesi gereğince, sanığa hükmedilen cezada ¼ oranında artırım yapılması,
2- Sanık hakkında TCK'nın 136/1 ve 43. maddeleri gereğince belirlenen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasından, aynı Kanun'un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucu, “1 yıl 6 ay 22 gün” yerine “1 yıl 6 ay 25 gün” hapis cezasına hükmedilerek, sanığa fazla ceza tayini,
3- Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy