Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Tüm sanıklar hakkında; 2863 sayılı Kanunun 74/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 51/1-3, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hüküm, sanık ..., sanık ... ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık ...'ın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, yokluğunda verilip, 30/05/2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü, CMUK'un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra, 10/06/2014 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin, isteme uygun olarak REDDİNE,
2- Sanık ... ile katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
Dairemizin 2015/3402 - 2016/8856 sayılı dosyasının Uyap ortamında incelenmesi sonucu, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2013/648 sayılı dosya üzerinden 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçuna ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında, Çanakkale 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 22/01/2013 tarih, 2013/56 değişik iş ve 18/02/2013 tarih, 2013/118 değişik iş sayılı kararları ile sanık ...'ın ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ...'nin iletişimlerinin tespitine, dinlenmesine, kayda alınmasına, izlenmesine ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verildiği görülmüş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinde düzenlenen “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” tedbiri uygulanarak elde edilen delillerin, maddi yan delillerle desteklenmesinde zorunluluk bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/12/1990 tarih, 1990/6-257 Esas, 1990/335 Karar ve 09/11/2010 tarih, 2010/8-134 Esas, 2010/217 Karar sayılı ilamlarında da vurgulandığı üzere, tek başına suçun nitelendirilmesine ilişkin yeterli bilgiyi içermeyen iletişimin tespiti tutanakları dışında delil elde edilememesi halinde, suçun sübuta erdiğinin kabul olunamayacağı, diğer yandan, mahkeme huzurundaki ikrarın dahi yan delillerle desteklenmediği sürece kesin kanıt olarak değerlendirilemeyeceği muhakkak iken, iletişim kayıtlarındaki ikrarın, suçun işlendiği hususunda tek başına delil olamayacağının evleviyetle kabulü gerektiği, bu bakımdan, “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” tedbiri ile ulaşılan soyut verilerin yanı sıra, somut ve maddi delillerin varlığı halinde suçun sübut bulduğu; aksi takdirde, mahkumiyet hükmünün dayanağı olan kesin ve açık bir ispattan söz edilemeyeceğinden, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği suçun sübuta ermediği sonucuna varılacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; 21/07/2013 tarihli iddianame ile sanıklar hakkında, “kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma” suçunu işledikleri iddia edilerek, 2863 sayılı Kanunun 74/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açıldığı, bununla birlikte, 14/02/2013 tarihinde ele geçirilen 1 adet mermer adak steli ve 1 adet bronz sikkenin dava konusu edilmediği anlaşılmakla; öncelikle, bahse konu varlıkların ele geçirildiği 14/02/2013 tarihli olay ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulup, dava açılması halinde incelenen dosya ile birleştirilmesine karar verilmesi, daha sonra, sanıkların Bayramiç ilçesinde nerede, ne zaman, kim ya da kimlerle kazı yaptıklarının, kazı yapılan yer veya yerlerin sit alanı ya da 2863 sayılı Kanuna göre korunması gerekli başka bir yer olup olmadığının somut şekilde belirlenmesi, yukarıda sözü edilen 1 adet mermer adak steli ve 1 adet bronz sikke üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, korunması gerekli kültür varlığı olup olmadıklarının saptanması, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/648 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, 5271 sayılı CMK'nın 135 ve 140. maddeleri uyarınca verilen tüm kararların dosya içerisine alınması, toplanan delillerin, sözü edilen kanun maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucu ulaşılacak kanaate göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, “ileri teknoloji dedektörler kullanmak suretiyle tarihi yerleşim yerlerinde arkeolojik eser bulabilmek için kazı yaptıkları” şeklindeki soyut ve yetersiz gerekçe ile “kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma” suçundan sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
a- Sanıklar ... ve ...'ın adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas ilamların olması karşısında, sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b- Sanık ...'ın adli sicil kaydında, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-f maddesi uyarınca verilen erteli hapis cezası mahkumiyetinin bulunması karşısında, 02/07/2012 tarih ve 6352 sayılı Kanunun 82 ve 83. maddeleri ile 5237 sayılı TCK'da getirilen değişiklikler sonrası uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre adı geçen sanık hakkında aynı Kanunun 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda karar verilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi kanuna aykırı,
c- Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince sanıklar ..., ... ve ...'ın mahkumiyetlerine ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy