Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm: 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 52/2-4, 51/1-3, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 20/08/2016 tarihinde kabul edilip, 07/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değiştirildiği ve anılan değişikliğin, “izinsiz inşai ve fiziki müdahale” fiili yönünden, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesine göre aleyhe bir düzenleme getirdiği dikkate alınarak yapılan incelemede;
Sanığın, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın 10/12/1982 tarih, A-3988 sayılı ve Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 24/01/2007 tarih, 660 sayılı kararları ile tescilli ... Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde, izin almaksızın, beton zemin üzerine çelik konstrüksiyon kullanarak, yaklaşık 12.5 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 4 metre yüksekliğinde, üzeri branda ile örtülü inşaat yaptığının iddia olunması karşısında; fen, inşaat ve arkeoloji alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınmak suretiyle olay yerinde keşif icra edilerek, izinsiz müdahalede bulunulan taşınmazın sit sınırları içerisinde kalıp kalmadığının ve ayrıca suç tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuata göre belediyenin mi yoksa il özel idaresinin mi yetki alanına dahil olduğunun, yapılan imalatın özelliklerinin ve niteliğinin (3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesi ya da 2863 sayılı Kanunun 9. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının), halen yerinde mevcut olup olmadığının, suça konu müdahale nedeniyle 1. derece arkeolojik sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz biçimde belirlenmesi, zarar oluşumunun söz konusu olmaması halinde dikkate alınmak üzere, müdahalede bulunulan taşınmazın bağlı olduğu idari birimin (belediye - il özel idaresi) bünyesinde, “suç tarihi itibariyle” koruma uygulama ve denetim bürosunun faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, böylece suçun unsurları bütünüyle ortaya konulduktan sonra ulaşılacak kanaate göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarı yerine, infazı kısıtlar biçimde, “taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının bir defada sanıktan alınmasına ve ödenmeyen adli para cezasının aynı miktar üzerinden hapse çevrilmesine” karar verilmesi kanuna aykırı,
2- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “2013” şeklinde gösterilmesi isabetsiz,
3- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy