Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile, 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 52/2, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılama sonunda, 22/02/2011 tarihli karar ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi delaletiyle 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 52/2, 53/1, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 25/03/2011 tarihinde kesinleştiği, daha sonra sanığın, 08/05/2012 tarihinde hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlediği sabit kabul edilerek, Yeşilhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2012 tarihli ilamı ile mahkumiyetine hükmedildiği, anılan mahkumiyet hükmünün, temyizde düzeltilerek onanmak suretiyle 11/02/2014 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine yeniden ele alınan dosyada, 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
29/05/2010 tarihli iddianame ile sanık hakkında, öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bildiği merayı sürüp, 7.879 metre karelik mera alanına tecavüz ettiği iddia olunarak, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 154/2. maddesi delaletiyle 154/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açıldığı, 28/10/2010 tarihli iddianame ile de sanık hakkında, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 26/06/1993 tarih ve 1493 sayılı kararı ile tescil edilip, aynı kurulun 25/09/2003 tarih ve 3409 sayılı kararı ile sınırları yeniden belirlenen 1. derece doğal sit alanı ve Bakanlar Kurulunun 2006/10122 sayılı kararı ile ilan edilen Sultan Sazlığı Milli Parkı içerisindeki mera vasıflı araziye izin almaksızın tek katlı yığma yapı yaptığı iddia olunarak, sanığın, 2863 sayılı Kanunun 65/b ve 2873 sayılı Kanunun 21. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açıldığı, her iki davanın 21/12/2010 tarihli karar ile birleştirildiği, yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi gereği 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişik 65/b maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de;
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık suçu ile 2873 sayılı Milli Parklar Kanununa aykırılık suçunun, ani hareketli suç tiplerinden olmasına karşılık, 5237 sayılı TCK'nın 154. maddesinde düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun temadi eden suç tiplerinden olduğu, bu nedenle, 1. derece doğal sit ve aynı zamanda milli park alanı içerisindeki mera vasıflı taşınmazda gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahalelerin, yapıldığı anda 2863 ve 2873 sayılı Kanunlara aykırılık; varlığını devam ettirdiği sürece de hakkı olmayan yere tecavüz suçunun oluşumuna sebebiyet vereceği, 2863 ve 2873 sayılı Kanunlara aykırılık suçları yönünden 5237 sayılı TCK'nın 44/1. maddesinde düzenlenen “fikri içtima” kuralı uygulama alanı bulurken, sözü edilen suçlar ile temadi eden hakkı olmayan yere tecavüz suçu arasında “gerçek içtima” kuralının uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, sadece 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hüküm tesis edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, suç işleme saiki bulunmadığına, lehine olan kanun hükümlerinin uygulanmadığına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
... Teftiş Kurulu Başkanlığınca Bakanlık Makamına sunulan 01/04/2010 tarihli yazıda, 1. derece doğal sit alanı ve 3D kontrollü otlatım bölgesinde bulunan sanığa ait binanın 3 yaşında olduğunun belirtildiği, mahalli bilirkişi Hasan Akgün'ün, kovuşturma aşamasında yapılan 29/11/2010 tarihli keşifteki beyanında, gösterdiği evin ...'ye ait olup, 1995 yılından beri mevcut bulunduğunu söylediği, inşaat yüksek mühendisi, çevre mühendisi ve peyzaj mimarı bilirkişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, yığma tarzda tek katlı inşa edilmiş olan evin yaklaşık 5 yaşında olduğu tespitine yer verildiği, sanığın ise aşamalardaki savunmalarında, suça konu binayı 1992 yılında yaptığını beyan ettiği anlaşılmakla; inşaat mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti refakate alınmak suretiyle olay yerinde yeniden keşif yapılarak, kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları, paslanma ve karbonlaşma gibi teknik verilerin yanı sıra, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle, 1. derece doğal sit alanı ve Sultan Sazlığı Milli Parkı içerisindeki mera vasıflı taşınmazda sanık tarafından inşa edilen binanın yapılış zamanı tereddütsüz şekilde tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan hazine lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı,
2- Sanık hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65/b maddesi yerine, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinin dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz,
3- 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, aynı maddenin (3) numaralı fıkrası da dikkate alınarak gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy