Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1-2863 sayılı Kanunun 67/3, 5237 sayılı TCK'nın 35, 62/1, 50/a, 52/1-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2-2863 sayılı Kanunun 70, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 50/a, 52/1-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 23/a maddesinde, korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının örnekleme yoluyla sayıldığı, sayılanlar içerisinde, “halkın sosyal hayatını yansıtan insan yapısı araç ve gereçler dahil, bilim, din ve mihaniki sanatlarla ilgili etnoğrafik nitelikteki kültür varlıkları” nın da yer aldığı, 2863 sayılı Kanunun 23/a maddesi kapsamında korunması gerekli değer taşıyan tüm kültür ve tabiat varlıkları gibi etnoğrafik nitelikteki kültür varlıklarının da tasnif ve tescile tabi olduğu, tasnif ve tescile tabi olmayan varlıkların zaten 2863 sayılı Kanunun konusu dışında kaldığı ve bunlar üzerinde serbestçe tasarrufta bulunulabileceği, anılan Kanun kapsamına giren kültür ve tabiat varlıklarının bulundurulmasının, alınıp satılmasının ise serbest olmayıp, kanun ve yönetmeliklerde düzenlenen birtakım koşulların gerçekleşmesine bağlı bulunduğu;
Daha açık bir deyişle, 2863 sayılı Kanunun 23/a maddesinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları arasında sayılan etnoğrafik nitelikteki kültür varlıklarının tümüyle ticarete konu edilemeyeceği, Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmeliğin 10/1. maddesine göre, 2863 sayılı Kanunun 25/1. maddesi uyarınca tasnif ve tescile tabi tutulan korunması gerekli etnoğrafik nitelikteki kültür varlıklarından, “müzelere alınması gerekli görülmeyenler” ile “bu nitelikte olup da sahiplerince müzelere satılmak istenmeyen” taşınır kültür varlıklarının, “Tescile Tabi Taşınır Kültür ve Tabiat Varlığı Belgesi” düzenlenerek iade edileceği, belirtilen şekilde sahiplerine iade olunan etnoğrafik nitelikteki kültür varlıklarının ticarete konu edilmelerinin mümkün olduğu, ancak bunun için de 2863 sayılı Kanunun 27/2. maddesi uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığından izin alınması gerektiği, dolayısıyla, aynı Kanunun 24/2. maddesinde yer alan, “etnoğrafik mahiyetteki kültür varlıklarının yurt içinde alımı, satımı ve devri serbesttir” cümlesinin tek başına değil, kanunun bütünü ve kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmeliklerdeki düzenlemeler birlikte değerlendirilmek suretiyle yorumlanmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla;
1-Dava konusu bir adet “bindallı” olarak tabir edilen giyecek ile dört adet sikke üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, mevcut durumları itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgileri, tasnif ve tescile tabi, bildirim zorunluluğu olan, yani 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlıkları olup olmadıkları, ait oldukları dönemler, Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmeliğin 3/1-(ı) maddesindeki “tescile tabi etnoğrafik eser” tanımına uyup uymadıkları tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, davanın tarafı konumundaki Müze Müdürlüğü uzmanlarınca soruşturma aşamasında düzenlenen rapor hükme esas alınmak suretiyle karar verilmesi,
2-Sanığın aşamalarda verdiği ifadelerde, babaannesinden kalan bindallıyı, değerli olabileceğini düşündüğü ve paraya ihtiyacı olduğu için satmak istediğini, bunu da birçok kişiye söylediğini ve almak isteyenlere de gösterdiğini beyan etmesi, yukarıda değinilen “Tescile Tabi Taşınır Kültür ve Tabiat Varlığı Belgesi” nin sanıkta mevcut olmaması karşısında, 2863 sayılı Kanunun 67/2. maddesinde belirtilen “satışa arz etme” fiilinin gerçekleştiği ve sanığın anılan madde kapsamındaki “kültür varlığı ticaretine aykırılık” suçunun tamamlandığı gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile aynı Kanunun 67/3 ve 5237 sayılı TCK'nın 35. maddeleri uygulanarak eksik ceza tayini,
3-Sanığın, Gelibolu Sulh Ceza Mahkemesinin 15/03/2012 tarih ve 2012/71 değişik iş sayılı kararına istinaden ikametinde yapılan aramada ele geçirilen sikkeleri tarlada bulduğunu istikrarlı bir şekilde savunması, bahse konu sikkelerin ticarete konu edildiğine dair tüm dosya kapsamında delil mevcut olmaması karşısında, sanığın sikkelere yönelik eyleminin, 2863 sayılı Kanunun 67/1. maddesinde düzenlenen “haber verme sorumluluğuna aykırılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile aynı Kanunun 70. maddesi uyarınca hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında tesis edilen her iki hükümde de adli para cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken, “taksitlerden birinin ödenmemesi halinde geri kalan cezanın tümden tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 29/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy