Mahkemesi:Ağır Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle Öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/2, 62/1. maddeleri gereğince mahkumiyet hükmüne yönelik talebin reddine dair ek karar
Taksirle öldürme suçundan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonucu 18.12.2012 gün ve 2011/284 E. 2012/346 K. sayı ile kurulan mahkumiyet hükümlerinin, hükümlü ... tarafından temyiz edilmeyip kesinleştiği, sanık ... müdafinin temyizi üzerine Dairemizin 03.02.2015 gün ve 2013/25857 - 2015/1808 sayılı ilamıyla sanık hakkında paraya çevirme hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozulması sonrasında, yerel mahkemece hükmü temyiz eden sanık ... yönünden dosyanın yeniden ele alındığı, henüz bozma kararına uyulup uyulmadığı yönünde bir karar verilmediği aşamada, hükme karşı süresinde temyiz isteminde bulunmamış olan hükümlü ... 10.06.2015 havale tarihli talebi ile, verilen bozma kararının kendisine de uygulanması talebinde bulunduğu, söz konusu talep ile ilgili aynı mahkemece verilen 17.06.2015 tarihli ek karar ile hükmün hükümlü ... tarafından süresi içinde temyiz edilmemesi sebebiyle Yargıtay tarafından bozma ilamına konu edilmediği anlaşıldığından ve hükümlü ... hakkında bozma ilamı doğrultusunda yapılacak bir işlem bulunmadığından hükümlünün talebinin reddine karar verildiği; ret kararının hükümlüye tebliği akabinde hükümlünün 23.06.2015 havale tarihli dilekçesi ile talebinin reddine yönelik verilen karara itiraz ettiğini belirtmesi üzerine dosyanın itiraz merciine gönderildiği; itiraz merciinin 13.07.2015 tarihli kararı ile hükümlünün söz konusu kararı yasal süresi içerisinde temyiz etmemesi nedeni ile bu hususun bozma ilamına konu edilmediği, hükümlü ...'in talebinin halen yürürlükte bulunan CMUK'un 325. maddesi gereğince hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayeti hususunda olup buna ilişkin karara karşı yapılan itirazın CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira hükmün temyiz incelenmesinden geçmeksizin kesinleştiği ve hükümlü ... tarafından bozma ilamının kendisine de sirayet etmesi gerektiği gerekçesi ile hükümde hukuka aykırılık bulunduğunun ileri sürüldüğü, hukuki yönden bu görüşün kabul edilmemesi halinde dahi hükümlünün talebine ilişkin ek karara karşı temyiz yasa yolunun açık olması gerektiği kabul edilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hükümlü ...'e yokluğunda verilen kararın 08.01.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hükümlünün söz konusu karara yönelik temyiz isteminin bulunmaması üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1412 sayılı CMUK'nın 325. maddesinde "Hüküm, cezanın tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı sanık lehine bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunmamış olan sanıklara da tatbiki kabil olursa bu sanıklar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler" hükmü öngörülmüştür.Bozma ilamında hükmü temyiz etmeyen sanıkların da yararlanmasının Yargıtay kararında belirtilmesi zorunluluğu bulunmadığı gibi şartlarını içeren bir bozmanın kendiliğinden, herhangi bir hükme gerek kalmaksızın temyiz etmeyene de sirayeti yasa gereğidir ve Mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınması gerekir.
Yargıtay'ın bozma kararında, bozmadan hükmü temyiz etmeyen sanığın yararlanması gerektiğinin belirtilmemesi bir eksiklik ya da yasaya aykırılık da olmadığından, bu konuda herhangi bir yasa yoluna da gidilemez.
Ayrıca, sirayetin kabul edilebilmesi için bozma kararına uyulması zorunlu olup aksinin kabulü, kanun yoluna başvuran için kabul edilmeyen bir bozma nedeninin, başvurmayan sanık lehine kabulü gibi çelişkili bir sonuç ve uygulamaya neden olur ki bu da hükmün konuluş amacına aykırı olur.
Hükümlü ...'e yokluğunda verilen kararın 08.01.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hükümlünün söz konusu karara yönelik temyiz isteminin bulunmaması üzerine söz konusu hükmün kesinleştirilerek infazına başlandığı, hükümlünün 10.06.2015 tarihli, verilen bozma kararının kendisine de uygulanması istemine ilişkin talebinin sirayet talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak; sanık ... hakkındaki bozma ilamında suçun vasfına veya Kanuna açık aykırılık haline ilişkin bir bozma gerekçesi bulunmadığından, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi cezanın şahsileştirilmesi niteliğinde olduğundan, temyiz talebinde bulunmayan sanık ...'e sirayetin söz konusu olamayacağı, bu nedenle talebin yerinde olmadığı anlaşılmakla;
Açıklanan nedenlerle sanığın yokluğunda verilen hükmün, sanığa usulüne uygun olarak 08.01.2013 tarihinde tebliğ edildiği, sanık tarafından hükmün CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 10.06.2015 tarihinde temyiz edildiğinin ve sanık hakkında sirayet koşullarının oluşmadığının anlaşılması karşısında; TCK nın 85/2,62/1 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın isteminin reddine ilişkin Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, verilen red kararının isteme uygun olarak ONANMASINA: 27.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy