Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/1, 62. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanık ... müdafii ile sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklardan ...'a ait inşaatta, inşaatın boya ve sıva işlerini alan sanık ... ile birlikte çalışan ölenin, olay günü 2. bodrum katta korkuluk bulunmayan merdivenlerinden düşmesi ile sonuçlanan ve her iki sanığın da asli kusurlu olduğu anlaşılan olayda, dosya içeriğine göre ölen yakınları olan katılanların zararlarının giderilmediği de göz önüne alınarak, mahkemece her ne kadar TCK'nın 50. maddesi hükümlerinin tartışılması sırasında ''sanığın kastının yoğunluğu'' şeklinde yasal olmayan gerekçeye dayanılmış ise de, sanık hakkında TCK'nın 50. maddesindeki paraya çevirme hükümlerinin uygulanması yönündeki mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılarak, tebliğnamedeki, sanıklar hakkındaki hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gerektiğine ilişkin bozma öneren görüşe iştirak edilmemiş;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafi ile sanık ...'ın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.2010 tarih ve 7/191-227 sayılı kararında “Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK'un 326 ve 5271 sayılı TCK 'nın 307/2. maddeleri uyarınca zorunludur. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesine dayanan bu zorunluluk uyarınca, sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır.” hususlarına yer verilmiş olup; somut olayda davaya yeniden bakan mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada, Dairemiz'in 2013/30063-2014/26722 sayılı ve 25.12.2014 tarihli bozma kararı sanık aleyhine olmasına rağmen, usulüne uygun bozma ilamı ekli davetiye ile çağrıldığı duruşmaya gelmeyen sanığın duruşmaya katılımı sağlanıp bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde 1412 CMUK'un 326 ve 5271 sayılı CMK'nın 307. maddelerinin ihlal edilmiş bulunması;
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklardan ... olayın meydana geldiği inşaatın sahibi olup inşaatın dış cephe koruyucu malzeme uygulamasını sözleşme ile diğer sanık ...'a verdiği sanıklar arasındaki sözleşmeye göre de uygulamada çalışacak 5 kişinin iş bitimine kadar sigortasının iş veren tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı ve sigortalarının sanık ... tarafından yaptırıldığı, olay günü ölenin inşaatta çalıştığı sırada korkuluğu bulunmayan merdiven boşluğundan düşerek ölümü ile sonuçlanan olay ile ilgili Dairemiz'in 2013/30063-2014/26722 sayılı ve 25.12.2014 tarihli bozma kararında, iş güvenliği önlemlerini almayan ve asli kusurlu olan sanıklar hakkında alt sınır aşılarak hak ve nesafete uygun bir ceza tayini gerektiği belirtildiği ve her iki sanık hakkında alt sınırdan hak ve nesafet ölçülerine göre bir miktar uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, alt sınırın çok üzerinde temel ceza tayin edilerek her iki sanık hakkında fazla ceza tayini;
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA; 02.02.2017 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy