Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile, 2863 sayılı Kanunun 74/1-1. cümlesi,
74/1-2. cümlesi, 5237 sayılı TCK'nın 62, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılama sonunda, 13/03/2012 tarihli karar ile sanığın, 2863 sayılı Kanunun 74/1, 74/1-2. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın, katılan vekili tarafından yapılan itirazın merciince reddi üzerine 04/09/2012 tarihinde kesinleştiği, daha sonra sanığın, 07/05/2013 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği sabit kabul edilerek, Silifke 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/11/2013 tarihli ilamı ile mahkumiyetine hükmedildiği, anılan mahkumiyet hükmünün temyiz edilmeksizin 26/12/2013 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine yeniden ele alınan dosyada, 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, cezanın ertelenmesinin gerekip gerekmediğinin tartışılmadığına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Kolluk kuvvetlerince düzenlenen 12/09/2009 tarihli olay yeri tespit tutanağında, kazının 40 cm derinliğinde olduğunun belirtilmesi karşısında, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile sanık hakkında tayin edilen cezada, 5237 sayılı TCK'nın 35/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Soruşturma aşamasından itibaren ibraz ettiği dilekçeler ile, olay yerinde ele geçirilen jeneratör ve hiltinin kendisine ait olduğunu, bahse konu malzemeleri, su yolu kazacağını söyleyen arkadaşı ...'a ödünç verdiğini ileri sürerek teslimini isteyen ...'in “malen sorumlu” sıfatıyla davaya katılma hakkını haiz olduğu gözetilmeksizin, 16/09/2010 tarihli duruşmaya iştirak ettiği halde adı geçenin beyanına başvurulmaması ve katılma hakkının hatırlatılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 237-238. maddelerine aykırılık oluşturulması,
3- Olay yerinde bir adet hilti de ele geçirildiği halde, adli emanetin 2009/615 sırasında kayıtlı eşyalar arasında hiltinin bulunmadığı dikkate alınıp, belirtilen eksiklik giderildikten sonra, sanığa kazı fiilinde kullanılan jeneratör ve hiltinin aidiyetinin ve kendisine ait olmadığını beyan etmesi durumunda, belirtilen malzemelerin sahibinin, bunların kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı fiilinde kullanılacağından haberdar olup olmadığının açıklattırılması, dosya kapsamında mevcut tüm bilgi ve belgelerden yararlanılıp, gerekirse tekrar bilirkişi görüşüne başvurularak, suçta kullanılan jeneratör ve hiltinin, ...'e ait olup olmadığının tereddütsüz şekilde tespit edilmesi, adı geçenin, 5237 sayılı TCK'nın 54/1. maddesi anlamında “iyiniyetli üçüncü kişi” sıfatını taşıyıp taşımadığı da değerlendirilerek, emanet eşyaların akıbeti hakkında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi kanuna aykırı,
5- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.