Tebliğname No : 12 - 2014/217684
Mahkemesi : Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 25/04/2014
Numarası : 2013/428-2014/145
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacı vekilinin 11.10.2013 havale tarihli dilekçesi ile davacının üzerine atılı suç nedeniyle gözaltına alındığını ve Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2003 tarih, 2003/355 Esas – 2003/787 Karar sayılı ilamı ile fuhuşa teşvik suçundan beraatine karar verildiğini belirterek 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
1- Davacının gözaltına alındığı tarih itibari ile dava, 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 esas ve 2010/57 sayılı kararında, 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının arandığı, ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama bulunmamakla birlikte hiçbir hakkın sonsuza dek dava konusu yapılamayacağı, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gereken bu talebin de makul bir süre içinde dava konusu edilmesi gerektiği ve Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2014/141 esas, 2014/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği ve dava süresi açısından Borçlar Kanununun 60. maddesindeki sürenin kabulü ile her koşulda davanın 10 yıllık süre içinde açılması gerektiği kabul edilmekle kanun dışı yakalanan veya tutuklananlar hakkında beraat hükmünün verilmesinden itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466 sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyeceği bu kapsamda, Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2003 tarih, 2003/355 Esas – 2003/787 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; 03.02.2003 tarihinde davacının da bulunduğu adreste fuhuş yapıldığı ve uyuşturucu maddesi bulundurulduğuna yönelik ihbar üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan aramada, bir miktar hint keneviri maddesi ele geçirildiği, davacının da aralarında bulunduğu şüphelilerin gözaltına alındığı, bahse konu olay nedeniyle asayiş şube müdürlüğü ve kaçakçılık ve organize suçlar şube müdürlüğü ekipleri tarafından ayrı evrak düzenlenerek davacının 04.02.2003 tarihinde mevcutlu olarak adliyeye sevk edildiği, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/5406 sayılı soruşturma evrakı üzerinden davacının uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçundan savcılıkça ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldığı, 2003/5405 sayılı soruşturma evrakı üzerinden ise davacının fuhuşa teşvik ve 18 yaşından küçük mağdureye uyuşturucu maddesi temin ederek içmesini sağlamak suçlarından tutuklanması talebiyle sulh ceza mahkemesine sevk edildiği, ancak sulh ceza mahkemesince tutuklama talebinin reddine karar verilerek davacının serbest bırakılmasına karar verildiği, davacı hakkında 2003/5405 sayılı soruşturma evrakı üzerinden fuhuşa teşvik suçundan kamu davası açıldığı, yargılamanın Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/355 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülerek davacı hakkında üzerine atılı fuhuşa teşvik suçundan 16.10.2003 tarih, 2003/787 sayılı ilamı ile beraat kararı verildiği, her ne kadar mahkemece kararın hangi tarihte kesinleştiğine dair şerh verilmemiş ise de, davacının (sanığın) müdafinin yüzüne karşı ancak katılanların ve katılanlar vekilinin yokluğunda verilen kararın 27.06.2005 tarihinde katılanlar vekiline tebliğ edildiği dikkate alındığında, bahse konu beraat hükmünün 04.07.2005 tarihinde kesinleştiğinin kabulünün gerekeceği, yine bahse konu ceza dava dosyasının incelenmesinde kesinleşme şerhli beraat hükmünün davacıya (sanığa) tebliğ edilmediği, tazminat davasının 11.10.2013 tarihinde açıldığı, ancak 2003/5405 sayılı soruşturma dosyasının tefrik edilerek 2003/25843 sayılı soruşturma evrakı üzerinden davacı hakkında 18 yaşından küçük mağdureye uyuşturucu maddesi temin ederek içmesini sağlamak suçundan kamu davası açıldığı ve bahse konu yargılamanın Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/353 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, davacının üzerine atılı uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçundan ise 2003/5406 sayılı soruşturma evrakı üzerinden kamu davası açıldığı ve bahse konu yargılamanın Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/346 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü dikkate alındığında, davacının tazminat hakkının bulunup bulunmadığının belirlenmesi bakımından Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/353 Esas sayılı ceza dava dosyası ile Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/346 Esas sayılı ceza dava dosyasının akıbetlerinin araştırılıp, gerekli tüm evrakların Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örneklerinin de dosya içine alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde tazminat davasının Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2003 tarih, 2003/355 Esas – 2003/787 Karar sayılı beraat hükmünün kesinleşmesinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından bahisle reddine karar verilmesi,
2- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy