Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
4- Okan Sezen
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/1, 62, 51, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
... ... ve... 'in, katılma talepleri kabul edildiği halde karar başlığında isimlerinin yazılmaması, mahallinde giderilmesi mümkün eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık müdafii 23.10.2014 tarihli oturumda mahkûmiyet kararı verilmesi halinde lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiği halde, 5237 sayılı TCK'nın 50/4. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmolunan uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilmemesi hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilirken, 5237 sayılı TCK’nın 51/7. maddesi uyarınca denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suç işlemesi ve kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine ve TCK'nın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağının kararda belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 31/01/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
MUHALEFET ŞERHİ :
Tartışılacak olan husus hapis cezasının, öncelikle paraya mı çevrileceği veya erteleme hükümlerinin mi uygulanacağı hususudur.
Yasa koyucu, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin her iki kurum yönünden bir öncelik sıralaması belirlememiş, gözetilecek ölçütleri göstermekle yetinerek hangisinin uygulanacağı hususunu hakimin takdirine bırakmıştır. Cezanın kişiselleştirilmesinde hakim, sanığın durumunu dosyadaki bilgi ve belgelere ya duruşmada edindiği izlenime göre değerlendirecek ve bu kurumlardan hangisinin uygulanacağını ya da uygulanmasının gerekmediğini kanunda öngörülen ölçütlere göre takdir edecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17/12/2013 tarih 2012/12-1519 -2013/613 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, erteleme de, hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevirmesi de cezanın suçlunun kişiliğine uydurulması, yani bireyselleştirilmesinin yollarından birisi olup mutlak olarak birinin diğerinden daha lehe olduğundan söz edilemeyecektir. Bu bağlamda ödeme gücü bulunmayan bir sanık için ertelemenin, ödeme gücü yerinde olan ve bu yönde talepte bulunan bir sanık için ise adli para cezasına çevirmenin daha lehe olduğunun kabulü mümkündür. Her somut olayda sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile kişiliğine göre bir belirleme yapmak gerekir.
Somut olayda, ögrenci olan sanığın adli para cezasını ödeyemeyeceği, erteleme hükümlerinin uygulanmasının sanığın durumu itibariyle daha lehine olacağı açıktır. Sanık tarafın, lehe hükümlerin uygulanması talebinde bulunduğu ancak ne yargılama aşamasında ne de temyiz itirazlarında tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi yönünde taleplerinin de bulunmadığı görülmekle,
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükmün, sanık tarafın lehe hüküm talebinin bulunduğundan bahisle kararda adli para cezasına çevrilme hükümlerinin tartışılmaması gerekçesiyle mahkeme kararını bozan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Muhalif Başkan
...
Full & Egal Universal Law Academy