Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, cinsel taciz
Hükümler : 1- Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı TCK'nın 136/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Cinsel taciz suçundan dolayı TCK'nın 38/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 105/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve cinsel taciz suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Soruşturma evresinde mağdur ...'nin cep telefonu numarasını temyiz dışı sanık ...'e verenin kendisi olmadığını ve olayla bir ilgisinin bulunmadığını ifade eden sanık ...'in, duruşmada alınan, “...Neler yaşadığımı tam bilmiyorum, diğer sanığın müşteki ile ilgili olarak bir kira mevzusundan bahsetmesi nedeniyle telefon numarasını diğer sanığa verdim...” biçimindeki çelişkili, soyut ve tutarsız savunması, temyiz dışı sanık ...'in duruşmada da içeriğinin doğru olduğunu beyan ettiği, “......ile karşılaştım. Kendisi ile konuşurken, 'Arkadaşlık yapmak istersen bir bayanın numarası var bende, sana vereyim.' dedi. Ben de numarayı aldım. Bayanın isminin ... olduğunu söyledi. Ben de telefon kulübesinden bu bayana telefon açarak arkadaşlık teklif ettim...” biçimindeki kolluk ifadesi, gerek sanıkların savunmalarına gerek mağdurun beyanına göre, mağduru öncesinde tanıyan ve mağdurun cep telefonu numarasını bilen sanık ... olup, temyiz dışı sanık ... ile mağdurun birbirlerini tanımamaları, temyiz dışı sanık ...'in mağduru 5 kez ve ısrarla telefonla aradığı dosyada mevcut 18.02.2014 tarihli tutanaktan anlaşılmış olup, adı geçenin ankesörlü telefonla mağduru aradığı esnada mağdurun ihbarı neticesinde kolluk görevlilerince yakalanmış olması, temyiz dışı sanık ...'in telefonla kendisini arayıp, ismiyle hitap ettiğine ve cinsel içerikli söylemlerle arkadaşlık teklifinde bulunduğuna dair sanıklara iftira atması için bir neden bulunmayan mağdurun özde değişmeyen samimi beyanları, sanık ...'in mağdura ait GSM numarasını temyiz dışı sanık ...'e vermesini gerektiren makul, meşru ve mantıklı bir sebep bulunmaması karşısında, sanık ...'in, mağdurun evli olduğunu bildiği halde, temyiz dışı sanık ...'e, “Arkadaşlık yapmak istersen bir bayanın numarası var bende, sana vereyim.” demek suretiyle temyiz dışı sanık ...'i cinsel taciz suçuna azmettirdiğine ve mağdura ait cep telefonu numarasını hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle temyiz dışı sanık ...'e vererek genel kastla işlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden; ayrıca, sanık ... lehine takdiri indirim maddesi ile erteleme hükümlerinin uygulanmamasına ve sanık hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin takdirde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, bu sebeplerle hükümlerin bozulmasını öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüş iken, anılan madde ve fıkrada, suç tarihinden sonra ve karar tarihinden önce 06.03.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4. maddesi ile yapılan değişiklikle ceza miktarının iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş olması karşısında, TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, sanık hakkında TCK'nın 136/1. madde ve fıkrası gereğince asgari hadden ceza tayin edildiğinin açıklanması karşısında, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan düzenleme gereğince 1 yıl hapis cezası hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 2 yıl hapis cezası hükmolunması suretiyle verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı sanığa fazla ceza verilmesi,
2- TCK'nın 105/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan cinsel taciz suçu için seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüş olup, aynı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrasına göre seçenek cezalardan tercih edilen hapis cezası adli para cezasına çevrilemeyecek ise de, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 tarihli, 2012/12-1528 esas, 2014/62 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK'nın 50. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olduğundan, suç tarihinde 66 yaşında olan ve adli para cezalarından ibaret silinme koşulları oluşmuş ilamlar dışında adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, temel ceza olarak hapis cezasını tercih eden yerel mahkemece, cinsel taciz suçundan dolayı sonuç olarak hükmedilen 3 ay kısa süreli hapis cezasının, TCK'nın 50. maddesinin 3. fıkrası gereğince, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı adli para cezası da dahil seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı,
3- Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 27.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy