Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi ile sanığın uyarılara rağmen sobaya tiner dökmesi şeklindeki eyleminin bilinçli taksir ile gerçekleştiği şeklinde bozma görüşü ileri sürülmüşse de, olay yerinde bulunan ve tanık olarak dinlenen ...'ın ifadesinde sobanın soğuk olması sebebiyle tiner dökeceği esnada sanığı uyarmadığı, diğer katılanların da bu yönde bir uyarıda bulunmadıklarını beyan ettiği, ayrıca tinerin oldukça parlayıcı bir madde olduğunun herkes tarafından bilindiğine ilişkin tezin varsayıma dayalı bir tez olduğu, hadisenin bir anda geliştiği, sanığın işçi olup, tinerin yakıcı, ateş tutuşturucu özelliğini bildiği kabul edilse dahi parlayıcı özelliğini bildiğine ilişkin bir delil mevcut olmadığı, sanığın da aynı ev içerisinde olduğu ve zarar göreceğinin aşikar olması karşısında sanığın bilinçli taksir ile eylemini gerçekleştirdiğinin kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamenin kabule göre ileri sürülen ilk bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Oluş ve dosya kapsamına göre, olay sırasında yangının çıktığı binada olup, binada bulunan diğer katılan ve tanıklar ile dışarı çıkan ...'in, babası katılan ...'in bina içerisinde kaldığı düşüncesiyle yangının devam ettiği bina içerisine doğru gittiği, yangın sebebiyle içeri girmemesi yönünde uyarıda bulunulmasına rağmen ...'in bunu dinlemeyerek babasını kurtarma amacıyla içeriye girdiği dikkate alındığında, sanığın yangının çıkmasından ve çıkan bu yangın nedeniyle illiyet bağı içerisinde yangından etkilenenlerden dolayı kusurlu kabul edilmesi gerektiği, ilk başta yangının devam ettiği binadan kurtulan ve esaslı bir yaralanması olduğuna dair bir tespit bulunmayan ...'in kendi iradesi ile babasını yangından çıkarmak amacıyla ikinci kez girdiği bina içerisinde yangına bağlı olarak ağır şekilde yaralandığı ve tedavisi devam ederken hastanede vefat ettiği dikkate alındığında, sanığın eylemi ile mağdurun ölümü arasında sanığın sorumluluğunu gerektirir uygun illiyet bağı bulunmadığından, sanığın eyleminin TCK'nın 89/4 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden hatalı değerlendirme ile TCK'nın 85/2. maddesinden cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kabule göre ise;
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK'nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken; sanığın tam kusurlu olarak, bi kişinin ölümüne ve iki kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği somut olayda, taksirinin yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılıp, hak ve nasafete uygun bir ceza tayini yerine, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılanların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.