Tebliğname No : 12 - 2014/8877
Mahkemesi : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 13/03/2012
Numarası : 2010/159- 2012/263
Suç : 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar C.. A.., H.. H.., E.. A.. ve M.. H..'nun mahkumiyetlerine ilişkin hüküm, katılan vekili, sanıklar C.. A.. ve H.. H.. tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Sanık C.. A..'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, usulüne uygun olarak 10/04/2012 tarihinde tebliğ edildiği, hükmün CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 18/04/2012 tarihinde temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Katılan vekilinin ve sanık H.. H..'nın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Olay tarihinde kolluk kuvvetlerini arayan bir şahsın Ankara ve Düzce'den gelecek olan Mehmet ve Hasan isimli şahısların..... plakalı araçla, beraberlerinde getirecekleri tarihi eserlere ...... Otel önüne gelerek müşteri arayacakları yönünde ihbarda bulunması üzerine adı geçen otele giden kolluk kuvvetlerinin söz konusu araçta sanıkları tespit ettikleri, araç içerisinde şoför koltuğunun arkasında ayak koyma yerinde bisküvi kutusu içerisinde 13 adet tarihi eser ile sanık Mehmet'e ait bagajdaki ceketin içinden 3 adet üzeri figürlü yüzük taşı ele geçirildiği, 05/06/2009 tarihli raporun müze çalışanları tarafından tanzim edildiği, sanık C.. A..'ın aşamalardaki tutarlı savunmasında, olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, olay günü İstanbul'da bulunan kızını ziyaret etmek amacıyla aracıyla yola çıktığını, petrol istasyonuna geldiğinde daha önceden tanımadığı sanıklar M.. H.. ve E.. A..'ın yanına gelerek kendilerini Düzce'ye kadar götürmelerini istediklerini, benzin parasına yardımcı olacaklarını söylediklerini, kolinin aracına nasıl konulduğunu görmediğini, içerisinde tarihi eser olduğunu bilmediğini beyan ettiği, sanık E.. A.. ve M.. H..'nun da araç sahibi olan sanık Cihan'ın kendilerinde tarihi eser olduğundan haberinin olmadığını, koliyi görmediğini, davaya konu eserleri sanık H.. H..'nın Topkapı Müze Müdürü'nün arkadaşı olduğunu söylemesi üzerine İstanbul'a müzeye teslim edeceklerini beyan ettikleri anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ve sanık H.. H..'nın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar E.. A.. ve H.. H..'nın, sanık C.. A.. idaresindeki araç ile ellerindeki eserleri satmak üzere Ankara ilinden İstanbul iline doğru seyir halinde iken, kolluk kuvvetlerine yapılan ihbar sonucu yakalandıkları, sanıkların suça konu eserleri İstanbul ilinde Müzeye götüreceklerine dair savunmalarının da hayatın olağan akışına aykırı, suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, dava konusu eserler üzerinde, üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, mevcut durumları itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgileri, tasnif ve tescile tabi, bildirim zorunluluğu olan, yani 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlığı olup olmadıkları araştırılarak, Kanun kapsamında kaldıklarının belirlenmesi halinde, sanıklar tarafından henüz “satışa arz” eylemi gerçekleştirilmediği için kültür varlığı ticaretine aykırılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de;
1) 5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca sanıkların sadece kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi
2) 2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında müzelik değer taşıyan, tasnif ve tescile tabi taşınır kültür varlıklarının, aynı Kanunun 75. maddesi uyarınca Müze Müdürlüğü'ne teslimine karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeksizin, ayrıca müsaderesine de hükmedilmesi,
3) Ulusal Yargı Ağı Sistemi'nden alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğine göre, sanık M.. H..'nun hükümden önce 08/06/2011 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında düşme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin ve sanık H.. H..'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16/10/2015 tarihinde, sanık C.. A..'ın üzerine atılı suçun sübutu yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık C.. A..'ın üzerine atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığını düşündüğümüzden sayın çoğunluğun sanığın mahukumiyeti yönüdeki görüşlerine katılmıyoruz.
Şöyle ki;
Sanık Cihan bütün aşamalardaki savunmalarında; olayla ilgisinin olmadığını, İstanbul'daki kızını ziyarete giderken sanıkları da aracına aldığını, birkaç kilo ağırlığında olan kutudan haberinin olmadığını, suçsuz olduğunu savunmuştur. Bu savunmaya itibar edilmesi gerekir. Kaldı ki sanıklarda kutuda olan eserleri bile bile sanığı satışa arz suçuna teşebbüsten de sorumlu tutamayız. Çünkü 2863 sayılı Kanun kapsamında eseri üzerinde taşıyanların nakledilmesi suç olarak düzenlenmemiştir. Cihan'ın diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde olduğunu gösterir hiçbir delil yoktur. Diğer sanıklarda sanık Cihan'ın kaçak eserlerle ilgisinin olmadığını söylüyorlar.
Ayrıca sanığın eylemi yardım eden olarak da değerlendirilemez. Çünkü, kişileri araçla nakletmek bir hizmet olup satışa arz suçuyla irtibatlandırılamaz. Kişilerin bedelli veya bedelsiz olarak sundukları hizmetlerden dolayı suça katıldıklarını kabul etmek, sınırları çizilmeyen bir suç alanı oluşturmak olur ki bu suç politikası için kabul edilebilecek bir durum değildir.
Özetle şunu söyleyebiliriz; sanık Cihan'ın ulaşım hizmetinde diğer sanıklara yardımcı olması, onunda suça katıldığı şeklinde yorumlanamaz. Bu sanığın beraati yönünde hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz. Mahalli mahkemenin bu hususu nazara alacak olduğunu düşünüyor, açıkladığımız bu gerekçelerden dolayı sayın çoğunluğun sanık C.. A..'ında satışa arz suçuna teşebbüsten cezalandırılması gerektiğine dair görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy