Tebliğname no: 12 - 2014/407853
Mahkemesi : İstanbul (Kapatılan) Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi: 10/06/2014
Numarası: 2013/1777-2014/754
Suç: Taksirle yaralama
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık ve katılan mağdur müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın suç tarihinde sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken dolmuştan inen ve yolun karşısına geçmek için dolmuşun önünden yola doğru çıkan mağdura çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına neden olması şeklindeki olayla ilgili olarak, sanığın üzerine atılı suçun takibinin şikayet tabi olup, uzlaşma kapsamında bulunduğu, suç mağduru ve yasal temsilcisinin her aşamada sanık hakkında şikayetçi olduklarını beyan ettikleri, ancak mağdur ile yasal temsilcisi babasının 07.10.2012 tarihinde kollukça alınan beyanlarında sanıkla uzlaşmak istediklerini belirtikleri, uzlaşma kapsamında olan suç hakkında soruşturma aşamasında sanığa uzlaşmak isteyip istemediğinin sorulmadığı, CMK’nın 253. maddesi gereğince sanıkla mağdur arasında uzlaştırma işlemleri gerçekleştirilmeden dava açıldığı, kovuşturma aşamasında da, aynı Kanunun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmediği, buna göre, mahkemece sanığa uzlaşmak isteyip istemediğinin sorulması ve istemesi halinde CMK'nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uzlaşma işlemleri tamamlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçelerine dayanılamayacağı gözetilmeden karar gerekçesinde “güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak” ibarelerine yer verilmesi,
3) Suç tarihi 07.10.2012 olduğu gözetilmeden gerekçeli kararda 10.06.2013 olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve katılan mağdur müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.