Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm: TCK'nın 179/3 delaletiyle 179/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/06/2014 gün ve 2013/834 Esas, 2014/321 sayılı kararında belirtildiği üzere, 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 3. madde uyarınca mahalli Cumhuriyet savcılarının, duruşmalarına iştirak etmedikleri Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesinin 3. fıkrası kıyasen uygulanmak suretiyle, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz kanun yoluna başvurabilecekleri, temyiz süresinin görüldü ile değil tefhimle başlayacağı, 17/05/2016 tarihinde verilen hükme karşı 26/05/2016 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, temyizin süresinde yapılmadığına ilişkin 30.05.2016 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının. 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın sabıka kaydının incelenmesinden, 12.02.2013 ile 02.06.2014 tarihinde kesinleşen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetlerinin bulunduğu gözetilerek, tebliğnamedeki ceza miktarına ilişkin bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
UYAP üzerinden temin edilen adli sicil kaydına göre, Bor Sulh Ceza Mahkemesinin 10.06.2009 tarih, 2009/116 esas- 2009/210 karar sayılı, TCK'nın 86/2 maddesi gereği hükmedilen 5 ay hapis cezasına ilişkin ilamın 11.12.2012 tarihinde kesinleştiği ve 27.07.2013 tarihinde infaz edildiği, böylelikle tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suçun sübutuna, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.