Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm: Davanın reddine
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazının reddine, ancak;
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2012 tarih, 2001/213 Esas – 2012/96 sayılı kararının incelenmesinde; davacı (sanık) hakkında üzerine atılı silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık etme suçundan, 765 sayılı TCK'nın 102/3. maddesinde belirlenen zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hüküm tarihi arasında gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın 29/04/2014 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, dosya içeriğine göre dava konusu olay bakımından 466 sayılı Kanunun 1. maddesinin 1-6. fıkralarındaki hallerinin oluşmadığı ancak yargılamanın 13 yıl kadar sürmüş olduğunun anlaşılması karşısında makul sürenin aşıldığının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin kabulü gerektiği, bu kapsamda davacının ne kadar süre ile haksız tutuklu kaldığı da açıklığa kavuşturularak, bu nedene dayalı olarak davacı lehine sadece makul bir miktar manevi tazminata hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.