Mahkemesi : Kanun Yararına Bozma Bürosu
Karar Tarihi: 21/03/2016
Taksirle öldürme suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1 ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/02/2016 tarihli ve 2014/430 esas, 2016/67 sayılı kararına karşı sanıklar müdafii tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/03/2016 tarihli ve 2016/183 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesince, katılanların zararının giderilmediği yönündeki gerekçe ile itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen maddi zararın hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu, manevi zarar ile fazlaya ilişkin maddi zararlar için hukuk mahkemesinde dava açmanın mümkün bulunduğu, keza katılan vekili tarafından doğrudan oluşan bir zararın bulunmadığının belirtilmesi hususunun gerekçeli kararda tartışıldığı nazara alındığında, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 29/10/2016 gün ve 94660652-105-58-6971-2016-Kyb sayılı yazılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/11/2016 gün ve 2016/386303 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kurulan hükmün hukuki bir sonuç doğurmamasına imkan veren ve bu yönüyle sanıklar lehine olduğu hususunda şüphe bulunmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanıklar hakkında uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” gerektiği, ölüm ile sonuçlanan olay nedeniyle mahkemece tali kusurlu kabul edilen sanıkların kayden sabıkasız oldukları katılanlar vekilinin 15/12/2015 tarihli celsede, "Katılanların müteveffanın desteğinden mahrum kalmaları haricinde zararları yoktur. Henüz dava açmadık. Bir miktar belirlemedik. Bunun dışında beyan edebileceğimiz bir zarar yoktur," şeklinde beyanda bulunduğu, CMK'nın 231. maddesinde belirtilen zararın "dorudan maddi zarar" olduğu bunun dışında kalan ve yoksun kalınan kar ile diğer zararların CMK'nın 231. maddesinde öngörülen zararı kapsamadığı, ancak hukuk mahkemelerinde dava konusu yapılan bu zararın istenebileceği anlaşıldığından, sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10//02/2016 tarihli ve 2014/430 esas, 2016/67 sayılı karara yönelik sanıklar müdafinin itirazının reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden;
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/03/2016 tarihli ve 2016/183 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20/02/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Taksirle öldürme suçundan sanıklar ..., ..., ... ... ve ...'ın TCK'nın 85/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/02/2016 tarihli ve 2014/430 esas, 2016/67 sayılı kararına karşı sanıklar müdafii tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/03/2016 tarihli ve 2016/183 değişik iş sayılı kararına ilişkin olarak CMK'nın 309. maddesi uyarınca alınan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına bozma talebine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize gelen evrakta sayın çoğunluğun kanun yararına bozma yönündeki görüşüne aşağıda yazdığımız hususlardan dolayı katılmıyoruz.
5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarından biri olarak suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartı aranmıştır. Burada uğranılan zarardan kast edinilen mağdurun uğradığı tüm zararlardır. HAGB için getirilen bu şart, sanık ile mağdur arasındaki adalet dengesini sağlamaya yöneliktir. Zira hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu bir yandan sanığın toplum içerisinde iyileştirilmesine hizmet ederken diğer yandan zararın giderilmesi ile mağdurun haklarının korunmasını sağlamaktadır. Geniş anlamda zarar; hukuken korunan maddi ve manevi varlıkların, buraya bir saldırı yapılmadan önceki halleri ile saldırıdan sonraki halleri arasındaki farkı ifade eder. Kanunda suç olarak tanımlanan fiil nedeni ile, mağdurun veya kamunun maddi ve/veya manevi nitelikte bir zararı olmaktadır. HAGB kurumunda yararlanmak isteyen sanık sebebiyet verdiği bu zararı gidermek durumundadır.
Suçun işlenmesi ile birlikte karşılanması gereken maddi zararın kapsamının ne olduğu önem taşımaktadır. Bu bağlamda, doğrudan, dolaylı ve yansıma zararlarının ne anlama geldiğini açıklamamız gerekmektedir. Doğrudan zarar, haksız fiil neticesinde doğrudan doğruya uğranılan zararı ifade etmektedir. Ceza hukuku anlamında doğrudan zarar suç neticesinde mağdurun doğrudan doğruya maruz kaldığı zararı ifade etmektedir. Örneğin; yaralama neticesinde hastaneye kaldırılan mağdurun, tedavi giderleri uğramış olduğu doğrudan zarardır. Kuşkusuz ki, burada sanık HAGB kurumundan yararlanmak istiyorsa, tedavi giderlerini karşılamalıdır. Dolaylı zarar, haksız fiilin ilk neticesi olan doğrudan zarara bağlı bulunan ve ondan doğan zararı ifade etmektedir. Yani dolaylı zarar, suç sayılan fiil neticesinde doğrudan ortaya çıkan zarara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Yukarıda verdiğimiz örneğe bağlı olarak açıklayacak olursak; yaralama neticesinde hastaneye kaldırılan mağdurun önemli bir ihaleye katılamamış olması bu suç nedeniyle uğramış olduğu dolaylı zarardır. Zarar miktarının hesaplanmasında tedavi giderleri ve sağlık merkezine gitmek amacıyla yapılan ulaşım harcamaları gibi giderler esas alınmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.12.2012 tarih ve 2012/1871 K. sayılı kararında belirtildiği üzere zararın karşılanması konusunda iradesini gösteren sanıktan belirlenen bu miktar zararı giderip gidermeyeceği açıkça sorulduktan sonra sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı tartışılmalıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2013/7152 E. 2013/11491 K. sayılı ilamında HAGB uygulanmaması değerlendirilirken da sanık ve katılanın hazır bulunduğu 25/05/2012 tarihli oturumda katılanın sanıktan şikayetçi olduğu, sanığın da aşamalarda zararı karşılamak istediğine ilişkin bir savunmada bulunmadığı gibi, zararın ödenmesi yönünde herhangi bir irade de ortaya koymadığı anlaşıldığı dile getirilmiştir.
Somut olayımıza geldiğimizde olay tarihinde sanıkların ortağı ve yetkilisi oldukları şirket tarafından yapılmakta olan inşaat sırasında yıkım ve harfiyet alanında bulunan müteveffa ... ... vefat etmesi nedeniyle sanıklar hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldıktan sonra sanıkların olayda yapılan kovuşturma ve bilirkişi incelemesine göre kusurlu olmaları nedeniyle müsnet suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalarına sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum edilmemişi bulunmaları katılanlar vekilinin mevcut olayla ilgili olarak doğrudan oluşan bir zararın bulunmadığı yönündeki beyanı sanıkların kişilik özellikleri ile duruşmada ki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyecekleri hususunda mahkemeye olumlu kanaat geldiğinden CMK'nın 231. maddesi gereğince haklarında HAGB hükmü uygulanmıştır. Bu karara sanıklar müdafisi tarafından sanıkların müsnet suçtan ayrı ayrı beraatleri gerektiği kanaati ile üst mahkemeye itirazda bulunulmuş ve üst mahkeme tarafından HAGB kararı yerinde görülmemekle itirazın kabulüne karar verilerek Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik kararları kaldırılmış olup daha sonra dosya Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sanıklar müdafinin sanıkların beraatlerini talep ettiği, HAGB'deki objektif şartların gerçekleşmediği yönünde herhangi bir itirazında bulunmadığı, böylelikle verilen kararın itiraza ilişkin olarak verilmemesi nedeniyle KYB suretiyle söz konusu kararın kaldırılması talep edilmiştir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün yazısı da aynı mahiyettedir. Dosya incelendiğinde mütevaffanın misrasçıları olan katılanların olay nedeniyle sanıklardan şikayetçi oldukları ve davaya müdahil oldukları anlaşılmıştır. Asliye Ceza Mahkemesince HAGB hükmü kurulana kadar katılanların zararının giderildiğine dair bir delil veya belge olmadığı gibi sanıklar veya müdafileri tarafından zarar gidermeye ilişkin bir talep veya beyanda bulunulması da söz konusu olmamıştır. 15/12/2015 tarihli celsede katılanlar vekilinden sorulduğunda "katılanların müteveffanın desteğinden mahrum kalmaları haricinde zararları yoktur. Henüz dava açmadık. Bir miktar belirlemedik. Bunun dışında beyan edebileceğimiz bir zarar yoktur." şeklindeki beyanları mahkemece HAGB kararları verilirken oluşan bir zarar bulunmadığı gibi yanlış değerlendirme yapılarak dikkate alınmıştır. Oysa dosya incelendiğinde görülecektir ki Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/229 Esas sayılı dosyası ile Ceza Yargılaması tamamlandıktan sonra müteveffanın mirasçıları olan katılanlar tarafından sanıklar ve sahibi oldukları şirket aleyhine tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) davası açılmıştır. Bu davanın açılmış olması bile katılanların zarara uğradıklarını ve zararın giderilmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Mahkemece katılanlar vekilinin müteveffanın desteğinden mahrum kalınması haricinde zararın bulunmadığına ilişkin beyanı yanlış yorumlanıp zarar giderilmiş ve CMK 231 deki zarar giderilmesi şartı gerçekleşmiş gibi HAGB kararı verilmiştir. Dosyada bu anlamda hiçbir delil yoktur sanıklar ve müdafileri zarar giderdiklerine ilişkin beyanda bulunmadıkları gibi tam tersine olay nedeni ile sanıkların kusurlarının bulunmadığını belirtip beraat kararı verilmesini talep etmişlerdir. HAGB kararı verilmesine de bu anlamda itiraz etmişlerdir.
Sonuç olarak müteveffanın mirasçılarının destekten yoksun kalmaları, cenaze, defin işlemleri ve diğer giderlerinin sanıklar tarafından giderilmeyerek CMK 231. maddesindeki zarar giderme unsurunun gerçekleşmemesi nedeni ile sanıklar hakkında HAGB kararı verilmemesi gerektiği ve HAGB'ye itiraz üzerine karar veren Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/03/2016 tarihli 2016/183 Değişik İş Sayılı Kararının isabetli olması nedeniyle kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin CMK'nın 309. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi kanaatinde olduğumuzdan aksi yöndeki sayın çoğunluğun kararına muhalefet ediyoruz.