Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanan TCK'nın 89/1, 22/3, 62/1, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 21.07.2012 tarihinde işlediği sabit görülen taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan TCK'nın 89/1, 22/3, 62/1, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince 3100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Alanya (kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.02.2014 tarihli, 2013/142 esas, 2014/165 sayılı kararının itiraz edilmeden 15.04.2014 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Alanya (kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.07.2014 tarihli, 2014/301 esas, 2014/689 sayılı kararı ile 15.05.2014 tarihinde işlediği sabit görülen eşe karşı kasten yaralama suçundan dolayı TCK'nın 86/2,3-a, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü 11.07.2014 tarihinde kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılarak, sanığın savunması alınıp, 28.02.2014 tarihli hükmün CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ilişkin Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2014 tarihli, 2014/947 esas, 2014/429 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Sanık ve katılanın 21.07.2012 tarihinde kendilerine yapılan usulüne uygun uzlaşma teklifini kabul etmelerinin ardından C.Başsavcılığı tarafından uzlaştırmacı olarak görevlendirilen avukat Ayşegül Yanmaz tarafından şüpheli ve müştekinin dosyada belirtilen cep telefonu numaralarından arandığı ancak kendilerine ulaşılamadığı için uzlaşmanın sağlanamadığına dair 03.12.2012 tarihli tuanak tutulduğu, Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte uzlaştırma görüşmelerine davetin ne şekilde yapılacağına dair bir düzenleme bulunmamakla birlikte uzlaşma teklifine ilişkin 8. maddenin 4. bendinde “ uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı, telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez” şeklinde aynı yönetmeliğin 9. maddesinde uzlaşma teklifinin tebligat ve istinabe yoluyla yapılabileceği düzenlenirken, 11.maddede adreste bulunmamanın hüküm ve sonuçlarını düzenleyen kısımda “resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da adresin belirlenememesi gibi bir başka nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanuni temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır” hükmünün uzlaştırma görüşmelerine davet hakkında da kıyasen uygulanması gerektiği, taraflara yalnızca telefonla ulaşılamamasının uzlaşmaktan vazgeçme sayılamayacağı, uzlaşma görüşmemelerine katılmamaları halinde uzlaşmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına dair ihtaratı içeren tebligatla uzlaşma görüşmelerine davet edilmeleri gerektiği kanaatiyle, soruşturma aşamasında usulüne uygun uzlaştırma işlemi yapılmadan kamu davasının açıldığı, mahkemenin de belirtilen eksikliği gidermediği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümleri uygulanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy